·197 syf.····Okunma: 28 Mayıs 2026 15:48 Yine okumakta çok geç kaldığımı hissettiğim bir kitap.
Karanlığını mizahi üslubunun altında gizleyen şefkatli kitapları neden bu kadar sevdiğimi bir kez daha hatırlattı bana. (Bkz. Mezbaha 5 - Kurt Vonnegut.) Büyük olaylardan çok ruhun çatlaklarını anlatan metinlere bağlanıyorum galiba.
Emile Ajar’ın satırlarının altında büyük çaresizlikler, hırçın ve güçlü olmaya çalışan bir çocuk var. En dipte yaşayanların sıradan cefâlarını dramatize etmeden, gündelik ve absürt bir tonla anlatıyor.
Ajar/Gary’nin hayata bakışını da çok sevdim. İnsanları seviyor ama insanlığa romantik yaklaşmıyor. Mahalleyi, karakterleri ve özellikle Momo’nun sesini o kadar canlı kurmuş ki bir noktadan sonra kitabı okumaktan çok o mahallenin içinde yaşamaya başladım.
Bir de çocukların ağzından yazılmış iyi kitaplar beni her zaman çok etkiliyor. O saf görünen ama aslında çok derin bakış burada müthiş çalışmış.
Son söz Momo'dan (s.189) gelsin: "Ben size bir şey söyleyeyim mi: Böyle şeyler olmamalı dünyada."