Gönderi

Hallac-ı Mansur'u asan, Nesimi'nin derisini yüzen, Pir Sultan'ı astıran, Şeyh Bedrettin ve Muhyiddin Arabi'yi astıran, ulu çınar Musa Anter'i ve Sivas Madımak Oteli'ni ateşe vererek 37 sanatçıyı diri diri yakanların, hep bu yobaz kullarından oluşu ister istemez insanı derin derin düşündürüyor.
Sayfa 79·Kitabı okuyor
Alıntı
·
385 Gösterim
2 Yorum
İbn Arabi asılmamıştır. Ömrünün son yıllarını Şam'da İbn Zeki adında bir zatın evinde geçirmiştir. Vefat ettikten sonra da bu ailenin mezarlığına defnedilmiştir. 16 Kasım 1240'da. Daha sonra Yavuz Sultan Selim bir seferi esnasında defnedildiği mezarlığa türbe yaptırmıştır. Edit: Yorumu sildim yanlışlıkla yeniden iliştirmiş olayım :)
Alıntıların birkaçına baktığımda, ilmi muhakemenin zayıflığı göze çarpıyor, sabır diliyorum size :)
Hasan Basri soruları soruyor ama karşı taraftaki teolojik cevapları ele almıyor. Bu da ilmi muhakeme zayıflığı izlenimi veriyor haklısınız. Özgür irade, kötülük problemi, adalet, dinlerin tahrifi ve yorum farklılıklarına yüzyıllardır cevaplar verilmiş. Kitabında bunlar dikkate alınmadan sadece sorular ve itirazları sıralanmış. Ben Hasan Basri'yi daha çok toplumsal eleştirmen olarak gördüm yoksa İbn-i Sina ya da Leibniz gibi filozof değil. Bu da böyle bir kitap işte:))
1 yanıtı göster
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.