Gönderi

2in1
Puan vermedi·139 syf.··
2026 58. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 13:47
Hemen yazıp kaçıp gideceğim buralardan. Ders çalışmam lazım ve ben yine kitap okumanın güvenli limanına sığınmış vaziyetteyim. Ders çalışmam lazım çalışmıyorum ama yanlış bir şey de yapmıyorum gibi bir rahatlık. İyi hissediyorum. Ama doğru sularda yüzmüyorum. Zweig okumanın sonu yok ki. Adam yazmış ha yazmış. İnsan okur ha okur. Öyle oldum. Bu kitaptaki iki hikâyeyi de derinden seviyorum. Aldın eline bari tek tek alaydın dedim ama olmadı ikisini bir okumuş oldum. Şimdi. "Bir insan için bütün yaşamınızı bir kenara itiyorsunuz, o ise kayıtsızca elinin tersiyle kovduğu bir sinekten daha fazla değer vermiyor size." Önce son okuduğum hikâyeyi yorumlayalım. Acayip beter bir his şu yukarıda yazdığım. Berbat ötesi. Ömür verilen şey değsin istiyor insan. Demeyince işte. Beter hissediyorsun. Bir de daha önce dikkatimi çekti mi bilmiyorum ama bu hikayenin asıl can alıcı kısmı bence bu da değil. Bazı kadınlar zannediyor ki ben yapmadığım için bunu yapan yaşayan aciz. Sen de o hisler yoksa otur şükret başkasını yargılama. Kalpte gücümüzün yettiği şeyler var ama belki yüzde birlik bir kısım. Çoğuna gücümüz yetmez. Ama senin kalbin bir his deryası değil diye sanmaki tüm kadınlar öyle. Sen kimsen artık. Ben şahsen, bir kadının serbestçe ve tutkuyla içgüdülerinin peşinden gitmesini, alışılagelmiş olduğu gibi kocasının kollarında onu kapalı gözlerle aldatmasından daha dürüst bulurum. Yani. "Kolayca baştan çıkarılanlara" göre kendini daha güçlü, daha akıllı ve daha temiz hissetmek bazı insanlara haz veriyor olmalı. Ama ben bazı şeyleri anlamak için bazı kadınlarda atan bir kalp olması gerektiğine inanıyorum en başta. Öncelikleri kendisi olan insanların bunu anlaması da imkansız. Sana değer vermeyen birine değer vermek diye bir şey var hayatta. Kendine yazık eden bir adam kıyamamak var. Var bunlar. Allah çeşit çeşit insan yaratmış. Yüzleri çeşit çeşit evet ama kalpleri de başka başka. Ben hep hayret ederim. Bir insan sevince, sevdiğim dediği insanın kalbini nasıl elinde tutmaz. Nasıl yüreği elinde atmaz. Vallahi hep hayret ederim. Bakış nefes filan değil. Kalbi bin km öteden elimde atmıyorsa ben seviyorum demem ki. Benim hislerim hisse sizin ki ne? Başka insanları yargılamadan önce kendinizi sorgulayın derim. Hevesle fedakarlık birbirine öyle zıt iki duygu ki. Fedakarlık kadınlarla hevesli kadınlar bazen ters tarafta görünebilir. Bunları biraz irdelemek lazım. Bir kadının yaşamından yirmi dört saat bana göre çok etkileyici bir hikaye. O kadar. Birinci hikâyeyi ezbere biliyorum. Ama yine de bir iki söyleyeyim. Bilinmeyen bir kadının mektubu. Bilinmeyen kadın değil hikayesi. Öyle kadınlar var. Öyle adamlar da var. Var bunlar. Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen... Zweig yazıyor, biz de... okuyoruz . Bunlar gerçekten yaşansa insan da hâl mi kalır. Dimi. Dünya üzerinde çok aşklar var. Bu duyguyu inkar etmekle yok gerçek bu değil ahiret var demekle yok olmuyor. Çoğu insan gerçek imtihanını buradan yaşıyor. Çünkü dünya bir insanla değil ikisiyle dünya olmuş. Bazen. Neyse . Bazı şeyler Allah'la aramızda kaldı kalacak ama çok merak ettiğim şeyler var. Çok. Ben ahiretimin cennetini cehennemini merak etmiyorum. Gerçekten ölmeyi çok istiyorum ve gerçekten sevilmek diye bir şey varsa onun da orada olacağına inanıyorum. Ama öyle milletin yaptığı cennet tasviri bana çok zayıf kalıyor. İçimde öyle cennetler var ki. Sadece cennetin kim olduğunu merak ediyorum. Sırf bunun için bugün kıyamet kopsa mutlu olacak gibi hissediyorum. Çünkü kucağımda bebeğim yok Ve insanlar bana zaten sarhoş gibi geliyor. Kopsun kıyamet. Tek merakım var. Cennet var. Ama kim? Allahul alem.
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Bir Kadının Hayatından 24 SaatStefan Zweig · Can Yayınları · 20248,6bin okunma
·
56 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.