Gönderi

Kelimelerin sihrini görmek için Marquez okumak.
8/10
·192 syf.··
2026 14. kitabı
Gabriel García Márquez’in "On İki Gezici Öykü" kitabı gerçekten çok etkileyici. Kitaptaki her bir öykü, bir romancının yüzlerce sayfada kurabileceği o ağır ve yoğun dünyayı daracık bir alana sıkıştırıyor. Márquez bu öykülerde atmosferi, o kasveti ve heyecanı o kadar güzel örüyor ki, her biri gerçekten tek başına bir roman olacak derinlikte. ​İlk öykü olan "Başkan Cenapları" çok güzeldi. Devrik bir liderin sürgündeki o yalnız hayatını anlatırken, başta onu dolandırmaya çalışan insanların sonradan yaşadığı o vicdani dönüşüm ve ona yardım etmesi insanı çok derinden yakalıyor. "Sadece Telefon Etmek İçin Gelmiştim" öyküsü ise sürekli çok karanlıktı. Sadece bir telefon edip sesini duyurmak isteyen bir kadının, o gri akıl hastanesi duvarları ve bürokrasi içinde görünmez oluşu tam bir klostrofobi. Hemen peşinden gelen "Kiralık Rüyalar"daki o rüyalarını satan kadının gizemi de cabası. Márquez bütün bunların içinde dekoru ve o yabancılık hissini her an çok iyi koruyor. ​Ama benim için kitabın tam zirve noktası Toscana’da geçen o öyküydü. Karakterin tam zirvede uyandığı o andaki taze çilek kokusu ve kendini o odada bulması muazzamdı. Márquez tekinsizliği ve korkuyu gözümüze sokarak değil; rüya ile kabusun, geçmiş ile şimdinin birbirine karıştığı o uyanış anıyla, en güzel kokuların altından sızan o uğursuzluk hissiyle veriyor. ​Okurken o yağmuru, soğuğu ve kokuları teninizde hissediyorsunuz. Márquez kelimelerle öyle bir atmosfer mühendisliği yapıyor ki, öyküler bittiğinde zihninizde sadece bir olay değil, rengiyle ve kokusuyla tamamen inşa edilmiş sarsıcı birer insanlık durumu kalıyor. Mutlaka okunmalı.
Edebiyat
On İki Gezici ÖyküGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20151,048 okunma
·
24 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.