Ayşe sarikaya

Ayşe sarikaya
@Ayseninruyasi
Eksiklik duygusunun gerekliliği
İnsanın dünyaya gelişi ile yaşanmaya başlanan, ve ömür boyu süren bu duygu evrenseldir. Çünkü doğadaki tüm varlıklar «eksi» bir durumdan «artı» bir duruma geçmek için sürekli çaba içindedirler, insandaki eksiklik duygusu da, bireyin gelişimi ve insanlığın evrimi için gerekli bir dürtüdür. Ama çoğumuz, bu duygunun varlığını yadsıma eğilimindeyizdir. Çünkü eksiklik, toplumsal değer yargılarına göre arzu edilmeyen bir durumdur. Bu nedenle, eksik yönlerimizi ancak bazı durumlarla yüzyüze geldiğimizde kabul ederiz. Eksiklik duygusu, yarattığı hoşnutsuzluğa karşın yaşanması kaçınılmaz bir olgudur. Üstelik insanın yaşamını sürdürebilmesi ve gelişebilmesi için zorunludur. Çünkü, eksikliğin farkedilmesi insanı güdüler ve eyleme geçirir.
Psikoloji
Reklam
Kelimelerle Kendimizi Keşfetme Üzerine
Böyle bir süreci başlatabilen insan kendisine yabancılaşmış olduğu tüm yönlerini birden göremez. Bu, oldukça yavaş ve ömür boyu süren, ama hiçbir zaman tamamlanamayan bir süreçtir. Her bir kısırdöngü ortadan kalktıkça, onun altında örtülü kalmış olan potansiyel de değerlendirilmeye başlanır. Böylece, önceleri savunma amacıyla kullanılan bir miktar enerji daha, iyi yaşamak için kullanılır. Az da olsa, bunun insana kattığı yeni güç bir başka kısırdöngünün ortadan kaldırılmasına katkıda bulunur. Ve de insan, evrim denilen süreci, takılmış olduğu yerden harekete geçerek, yeniden işletmeye başlar. Ama, bunun yavaş bir süreç olduğunu kabul etmek koşulu ile!
Psikoloji
Kısır döngülerin önce farkına varabilmek
Dolayısıyla, bir insanın yaşamakta olduğu kısırdöngülerden kurtulabilmesi için belirli bazı çözüm önerileri de söz konusu olamaz. Çünkü her bir insan kendi benliğiyle yüzleşmeyi göze alabildiği ve değişmeyi istediği oranda değişebilir.
Psikoloji

Ayşe sarikaya

, bir kitabı okumaya başladı
Engin Geçtan
8.5/10 · 33,4bin okunma
Kelimelerin sihrini görmek için Marquez okumak.
8/10
·192 syf.··
2026 14. kitabı
Gabriel García Márquez’in "On İki Gezici Öykü" kitabı gerçekten çok etkileyici. Kitaptaki her bir öykü, bir romancının yüzlerce sayfada kurabileceği o ağır ve yoğun dünyayı daracık bir alana sıkıştırıyor. Márquez bu öykülerde atmosferi, o kasveti ve heyecanı o kadar güzel örüyor ki, her biri gerçekten tek başına bir roman olacak derinlikte. ​İlk öykü olan "Başkan Cenapları" çok güzeldi. Devrik bir liderin sürgündeki o yalnız hayatını anlatırken, başta onu dolandırmaya çalışan insanların sonradan yaşadığı o vicdani dönüşüm ve ona yardım etmesi insanı çok derinden yakalıyor. "Sadece Telefon Etmek İçin Gelmiştim" öyküsü ise sürekli çok karanlıktı. Sadece bir telefon edip sesini duyurmak isteyen bir kadının, o gri akıl hastanesi duvarları ve bürokrasi içinde görünmez oluşu tam bir klostrofobi. Hemen peşinden gelen "Kiralık Rüyalar"daki o rüyalarını satan kadının gizemi de cabası. Márquez bütün bunların içinde dekoru ve o yabancılık hissini her an çok iyi koruyor. ​Ama benim için kitabın tam zirve noktası Toscana’da geçen o öyküydü. Karakterin tam zirvede uyandığı o andaki taze çilek kokusu ve kendini o odada bulması muazzamdı. Márquez tekinsizliği ve korkuyu gözümüze sokarak değil; rüya ile kabusun, geçmiş ile şimdinin birbirine karıştığı o uyanış anıyla, en güzel kokuların altından sızan o uğursuzluk hissiyle veriyor. ​Okurken o yağmuru, soğuğu ve kokuları teninizde hissediyorsunuz. Márquez kelimelerle öyle bir atmosfer mühendisliği yapıyor ki, öyküler bittiğinde zihninizde sadece bir olay değil, rengiyle ve kokusuyla tamamen inşa edilmiş sarsıcı birer insanlık durumu kalıyor. Mutlaka okunmalı.
Edebiyat
On İki Gezici ÖyküGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20151,048 okunma
Reklam