Büyülü Gerçekcilik Ama İran'da Olanı
8/10
·136 syf.··
2026 17. kitabı
Gulam Hüseyin Sâedi 'nin aynı karakterleri barındıran 6 adet öyküden oluşan kısa ama dolu dolu bu kitabını ben çok sevdim. Hikayeler İran'ın bir köyünde geçiyor, zihnimde canlanan toplasan 10 hane anca ya var ya yok ufacık bir balıkçı köyü. Geçimleri deniz bu yüzden hayatlarının önemli bir kısmında deniz başrolde olduğu için iyi ve kötü her şey önce Allah'tan sonra denizden. Dış dünyaya çok kapalı ufacık bir topluluktan bahsettiğimiz için bildikleri dünya dışında ne varsa hepsine önyargılılar ve korku ile karşılıyorlar. Çocukca bir korku ama aslı astarı olmayan, neyden korktuklarını tam bilmeden duydukları bir korku var. Tabi cehalet, yoksulluk vb temaları alıyoruz arka plandan. Görünmez varlıklara inanç, kadercilik, yanlış dini inanışlar kol geziyor kitapta. Hikayeler boyunca ya biri çarpılıyor , ya birisi çarpılmaktan korkuyor, in midir cin midir anlamadığımız değişik karakterler aracılığıyla boyuna bizimle alay ediyor sanki yazar. Büyülü Gerçekcilik akımı Latin Amerika'da değil de Doğu toplumunda olunca çok da büyülü gelmiyor açıkcası, tanıdık geldiği için belki absürt de bulmadım. Zaten Marquez'e de normal gelen anlatılar bize büyülü gerçekçilik... Bazı sembollerin neyi temsil ettiğini anlamadım elbet ama keyifle okudum.
Edebiyat
Korku ve TitremeGulam Hüseyin Sâedi · Yapı Kredi Yayınları · 2021164 okunma
·
125 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.