Yargılanan Sadece Bir Suç Muydu?
10/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 21:21
Spoiler içerir Kitabı bitirdiğimde yeşilliklerin arasında oturuyordum. Bir süre sadece etrafa baktım. Her şey yerli yerindeydi ama ben yerimde değilmişim gibi hissettim. Kapatıp bıraktığım şey yalnızca bir roman değildi; zihnimde ağırlığı kalan bir insan hikâyesiydi. Ve en çok da kendime şaşırdım: bir katil için üzülüyor olmama. Albert Camus ’nün Yabancı romanı, ilk bakışta oldukça sade ve hatta mesafeli bir anlatı gibi görünüyor. Meursault adında bir adamın gündelik hayatı, ilişkileri, annesinin ölümü ve sonunda işlediği bir cinayet… Ancak roman ilerledikçe anlıyoruz ki mesele aslında olaylar değil, olaylara verilen tepkiler. Meursault başta bana duygusuz, hayata karşı kayıtsız biri gibi gelmişti. Annesinin ölümüne verdiği sakin tepki, ilişkilerdeki mesafeli tavrı, geleceğe dair hiçbir beklenti taşımaması… Onu “yaşamak istemeyen” biri gibi okudum. Ama sayfalar ilerledikçe fark ettiğim şey şuydu: belki de o yaşamayı umursamıyordu değil, duygularını toplumun beklediği biçimde yaşamıyordu. Romanın kırılma noktası mahkeme süreciydi. Çünkü orada Meursault yalnızca işlediği cinayet üzerinden değil, cenazede ağlamaması, kahve içmesi, sigara içmesi, ertesi gün denize gitmesi gibi “uygunsuz” görülen davranışları üzerinden de yargılandı. Sanki mesele bir insanın hayatına son vermesi değil de, onun “doğru insan gibi” davranıp davranmamasıydı. Bu noktada roman bana şunu düşündürdü: Gerçekten adalet yalnızca eylemleri mi yargılar, yoksa insanın toplumun beklediği duygusal kalıplara uyup uymadığını da mı tartar? Meursault’nun suçu yalnızca bir cinayet değildi; aynı zamanda duygularını açıklamamasıydı. Belki de onu toplumun gözünde tehlikeli yapan şey, anlaşılır bir “hikâyeye” sığmamasıydı. İnsanlar onu açıklamak, anlamlandırmak ve bir kategoriye yerleştirmek istediler. O ise buna dirençsiz ama aynı zamanda kayıtsızdı. Romanın son bölümü ise bende en derin izi bırakan yer oldu. İdamı beklerken Meursault’nun yaşadığı çaresizlik, yalnızlık ve kabulleniş… Beni en çok etkileyen şey, onun bu sona giderken bile insani bir kırılganlık taşımasıydı. Kitabı kapattıktan sonra bir süre boş boş etrafa baktım. Çünkü hissettiğim şey sadece üzüntü değildi. Bir tür adaletsizlik duygusu vardı içimde. Meursault suçsuz değildi, evet. Ama yargılanan şey yalnızca onun suçu da değildi gibi geliyordu bana. Ve en tuhafı şu oldu: Ona sarılmak istedim. Onu savunmak için değil. Onu haklı görmek için değil. Sadece anlaşılmadan, tek başına, herkesin bakışları arasında bırakıldığı o yerde bir insan olarak görmek için. Yabancı bana şunu bıraktı: İnsan bazen yanlış olduğu için değil, “uygun” olmadığı için de yargılanabiliyor. Ve belki de en ağır ceza, anlaşılmadan gitmek oluyor. Kitabı bitirdiğimde içimde kalan duygu tam olarak hüzün, öfke ve tuhaf bir boşluk oldu. Ama kitabı okuyup Meursault’u yargılayanların yanında değil, onu yalnızca bir insan olarak görebilenlerin yanında olmak istedim.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
·
38 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.