·199 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Haziran 2026 23:48 Kalemiyle ilk defa tanıştığım ve aynı zamanda Türkçemizin zenginliklerine, Türk kalemlerin birbirinden farklı ama bir o kadar da güzel oluşuna tekrar şahit olduğum bir öykü kitabı oldu Dostlukların Son Günü
Kitaptaki öykülerin uzun bir zaman dilimi içinde yazıldığını, hepsinin de öncelikle Yeni Dergi'de yayınlandığını açıklıyor yazar. Öyküleri bittiğinde de benim de çok sevdiğim Ayşe Şasa'ya okutup onayını alıyormuş. Bu detay beni çok sevindirdi.
Öykülerinde olayların akışı içinde fazlaca iç düşüncelere ve hesaplaşmalara yer verilmiş; Eksiltili, yüklemsiz cümlelerin çoğunlukta olması da akışı bozsa da yazarın kendine has yazı biçimini gözler önüne seriyor ve yazarın fikir dünyasına ait pek çok ipucu barındırıyor. Bu akışı bozduğunu söylediğim üslup biçimi kitap ilerledikçe aslında kitabın kendine has dünyasının bu olduğunu ve o dünyanın da bir süre sonra güzel olduğunu anlıyorsunuz.
Öykülerinde genelde baş kahraman Ahmet olarak verilmiş, ilk ağızdan anlatım olduğu için aslında kendisine Ahmet ismi vermiş sayılabilir. Bunun sebebini de merak etmişken, sorularım kitabın sonundaki "Kitaptan Sonra" başlığı adı altında cevaplanmış oldu. Öykülerinde baş kahramanın Ahmet oluşu ama bu Ahmet'lerin hepsinin birbirinden farklı oluşunu yazar Selim İleri; algıların zamanın sınırları ile bitişik olduğunu ama uzaklaştıkça görünümün de değiştiğini dile getirir. Birçok ayrı Kemal'in, aynı kişi olan Kemal'in farklı değetlendirilişi ve birbirine çelişik durumda oluşunu da bu düşünce yapısından kaynaklı oluşturur.
Kitabı okurken aklıma kazınan bir başka soru da, öykülerinin ne kadar gerçeklik barındırdığı idi. Bu da yine kitabın son kısmında cevaplandı; yazar öykülerinin gerçek yaşamından izdüşümler taşısa da salt olarak kendi gerçekliğini, yaşanmışlığını anlamadığını dile getirmiştir.
Pek çok öykü içinde, eski İstanbul sokaklarını gezeceksiniz, adalardaki köşklerde çocukluk geçirecek ve bahçenizin yanından geçen çocuklara selam vereceksiniz. Ve yine o dönemin insanlarının bir kısmının yaşamına da yakından tanık olacaksınız. Farklılıklar garip gelse de hepsinin o dönem yaşanmış olduğuna inanıyorum. Yazarın da dediği gibi kendi salt gerçekliği olmasa da yaşama dair izdüşümler mevcut tüm hikayelerde.
Öykü okumayı seven ve benim gibi edebiyatımızın zenginliklerini keşfetmek isteyenlere tavsiyemdir.