Gönderi

69 Yorum
Öne Çıkan Yorum
→ *** vardı.......................ses atmıştın............... ← Evet doğru. Dalga geçmiştim tadını çıkara çıkara. =) Ya bu sitedekilerin olgun olgun takıldıklarına, emtel kibar cümlelerine kulak asmayın. Çoğunun ne milli bilinci var ne de insaniyeti. Kitap yüklü merkepler. Çok oldukları için hepsiyle tek tek baş gelemiyorsun. Kendileri çalıp kendileri oynuyorlar. Her Atatürk diyene, paylaşana da elinizde hıyarla koşmayın. De koşuyorsunuz. Neyse. İyi geceler. 🙋🏻‍♂️
→ ölmekten korkar mısın ← Hayır, ölüyorsun bitiyor hayatın. Bu kadar kolay... Nedense çok merak ediyorum -nasılını geçtim- ölmeden önceki son ânı... Öleceğini bilen bir insanın son hâli, aklından geçenler... Ben ne düşüneceğim o an mesela. Son sözüm ne olacak ya da. 🤷🏻‍♂️ En son kimi göreceğim? Gerçi ben yalnız ölürüm. Ooo oo! Cansız bedenim kokacak da komşuların anca haberi olacak. Zor iş be!
→ Öncelikle nasılsın? Umarım hâlin vaktin yerindedir. Beni sorarsan dediğim şey için çalışmaya devam:) Sonracıma ise Attila İlhan'ın Hangi Atatürk kitabını beğendin mi? İnceleme yazmamışsın diye gördüm. Ona göre okuyayım. Selametle, sağlıcakla kal. İyi hatırladığım ve en kısa sürede tekrar muhabbetimin olmasını istediğim insanlardansın. ← Aaa 😊 Selamlar. Mutlu oldum, yazmanı beklemiyordum. Üç karış aklımla biraz karıştırıyorum hayatı belki ama idare ediyorum. İyi gidiyor gibi. Söylemişin ama yine de sorayım genel olarak moralin yerinde ve iyisin değil mi? Ben sana inanıyorum, o ruhu görüyorum, halledeceğini de biliyorum. Kitaba gelecek olursam, henüz bitmedi, yarıladım ama çok beğendim. Aklımca açıkta kalan yerleri tarihsel bilgisi ve objektif gözlemiyle tam yerine oturtuyor Attila İlhan. İsim isim, kaynak kaynak belirtmiş sunduğu şeyleri. Not alarak okuyorum, inceleme yazarım büyük ihtimalle. Kesinlikle öneririm. Mümkünse yorumunu beklerim. Kendine çokça iyi bak Teşekkür ederim. Yokluğun hissediliyor haberin olsun.
→ profildeki kim ← Yedi Meşalecilerden Ziya Osman Saba beyefendi. Eserleri haricî yaşam biçimi ve kişisel özellikleriyle de örnek alınası ender şairlerden biridir kendisi.
→ Mutlu olmak için aşık olmak akıl kârı değil zaten, bilmiyorum... Her şeyin bi nedeni de olmamalı. İnsan her eylemini mantıklı bir çerçeveye oturtmak zorundaymış da aşk mantıksızlıkmış. -ben tam tersini düşünüyorum.-İnsana değil de aşka aşık olmak diyebiliriz. ← Her şeyin bir nedeni, alt başlıkları, alt metinleri vardır bence. Si fazla. Senin düşüncen çoook daha güzel. Keşke aynı düşünebilseydim ama İsmail'deki veriler böyle.🤷🏻‍♂️ Güzel olan tarafı şu ki mutsuz edemiyor. Ha mutlu değilsin ama mutsuz da değilsin. Hayran olduğum bir denge biçimi.
Reklam
#305153736 Bu metin, anlamını doğrudan veren bir yazıdan çok, çağrışımlarla çalışan bir mensur şiir gibi duruyor. Mantıksal bir anlatıdan ziyade ruh hâlinin, bilinç akışının ve iç çatışmaların imgeler aracılığıyla dışavurumu söz konusu. Bu yüzden bazı cümleleri "ne anlatıyor?"dan çok "ne hissettiriyor?" sorusuyla okumak daha verimli olur. Genel Atmosfer Metnin tamamına hâkim olan duygu: İç sıkıntısı Kimlik arayışı Dağılmışlık hissi Kendini anlama çabası Hayatın anlamını sorgulama Yorgunluk ve umut arasında gidip gelme Anlatıcı sürekli kendisini toparlamaya çalışıyor ama aynı zamanda dağılmaya da devam ediyor. Bu yüzden metinde sık sık karşıtlıklar var: Hiçlik ↔ büyüme Uyku ↔ güneş Yağmur ↔ ağlama Kül ↔ yeniden toplama Dağınıklık ↔ toparlanma "Filiz vermiş hiçlik, dikiz çalıp büyüdükçe hıçkırıyor." Burada çok ilginç bir imge kurulmuş. "Hiçlik" normalde boşluğu temsil eder. Ama şair "hiçliğin filiz vermesinden" söz ediyor. Bu, içindeki boşluğun bile artık büyüyüp somut bir şeye dönüşmesi demek olabilir. "Dikiz çalıp büyüdükçe hıçkırıyor." Yani bastırılan duygu, görünmeden gelişiyor ve büyüdükçe acı veriyor. Sanki insanın içindeki eksiklik zamanla kendi canlılığını kazanmış. "Ayracı kilo aldıkça bozulmamaya çalışan kitap mı hayat?" Burada hayat bir kitaba benzetiliyor. "Ayraç kilo aldıkça" ifadesi oldukça sürreal. Şöyle okunabilir: Hayat ilerledikçe yükler artıyor. Kitabın arasındaki ayraç kalınlaşıyor. Ama kitap dağılmamaya çalışıyor. Yani insanın yükleri çoğalırken düzenini koruma çabası. Bu aynı zamanda yaş aldıkça karmaşıklaşan hayatı da çağrıştırıyor. "Daire daire tebeşir döküyorum, bir gün kökünden keseceğim kirpiklerimden." Tebeşirle çizilen daireler: Korunma alanı Sınır Tekrarlanan döngü anlamlarına gelebilir. "Kirpiklerden kökünden kesmek" ise görme biçimini değiştirmek gibi. Kirpik gözün sınırıdır. Belki de anlatıcı bir gün dünyaya bakışını tamamen değiştirmek istiyor. "Benim bendeki endişenin tersanesi..." Bu metnin en güçlü imgelerinden biri. Tersane gemilerin üretildiği yerdir. Anlatıcı kendisini: Endişe üreten bir fabrika olarak görüyor. Kaygı onun içinde oluşuyor, büyüyor ve denize indiriliyor. Yani endişe geçici değil; üretimi sürekli devam eden bir şey. "İlerime ak düşüyor" Normalde "saçıma ak düştü" denir. Buradaysa yaşlılık ya da zaman doğrudan geleceğin üzerine düşüyor. Anlamı: Gelecek bile eskimeye başlamış. Daha yaşamadan yorulmuşluk hissi. "Uykuda alacağım molayı hesap edip bitabımı saklıyorum güneş içeri..." Burada büyük bir tükenmişlik var. Anlatıcı: Dinleneceği zamanı hesaplıyor. Yorgunluğunu gizlemeye çalışıyor. "Güneş içeri" ifadesi yaşamın devam etmesi gerektiğini hissettiriyor. Dünya sürerken insan kendi bitkinliğini saklıyor. "Pencereler açık, bir yağmur damlasa, aşağı ağlayacağım hani." Burada bastırılmış bir ağlama isteği var. Yağmur sadece bir bahane. Aslında anlatıcı çoktan ağlamaya hazır. Bir dış etken bekliyor. "Üzüm üzüntüden geliyormuş" Kelime oyunu. Etimolojik olarak doğru değil ama şiirsel olarak güçlü. Üzüm: Ezilen Suyu çıkan Şaraba dönüşen bir meyve. Üzüntü de insanı ezer ve dönüştürür. Bu yüzden kelimeler arasında duygusal bir bağ kuruluyor. "Ezdikçe mayhoş, ezdikçe koş! Um atı gibi deli!" Bu bölümde bastırılmış enerjinin patlaması var. Ezildikçe: Tat çıkıyor. Hareket doğuyor. Çılgınlık artıyor. Acı çekmenin insanı harekete geçirmesi anlatılıyor olabilir. "Dolu sayfalardan sıkıldım. Küllerinden topluyorum kalemimi." Bu cümle yazıyla ilgili bir kırgınlık taşıyor. "Dolu sayfalar": Klişeler Tamamlanmış fikirler Kesinlikler olabilir. "Küllerinden topluyorum kalemimi" ise açıkça bir yeniden doğuş imgesi. Tıpkı küllerinden doğan anka kuşu gibi. Yazmak yeniden başlıyor. "Hiç bilmiyorum ki felek mi salak ben mi avanak." Bu kısım diğer bölümlere göre daha doğrudan. Kaderle kendisi arasında kalmış. Ya: Hayat ona oyun oynuyor ya da Yanlış yapan kendisi. Bu, insanın sık sık yaşadığı varoluşsal sorgulama. "Ama seviyorum sigara uzattığım gölgemi." Çok sinematografik bir imge. Burada gölge, insanın ikinci benliği gibi. Kendi karanlık tarafını seviyor. Belki kusurlarını. Belki yalnızlığını. Belki de sadece kendisine eşlik eden tarafını. "Geçtiğim yollara mühürlüyorum her hâlini." Bu, geçmişi sahiplenme cümlesi. Ne yaşadıysa iz bırakmak istiyor. Hayatından geçen duyguların silinmesini istemiyor. "Bir gün gören olursa sarılacağım." Metnin en kırılgan cümlesi olabilir. Bütün karmaşık imgelerin altında aslında çok sade bir ihtiyaç yatıyor: Anlaşılmak. Biri gerçekten onu görürse, ona sarılacak. Bu cümle metnin duygusal merkezlerinden biri. "Dağınık ve çoğum, toplayınca sonlanacak." Burada kimlik meselesi var. Anlatıcı kendisini: Parçalı Çok kişilikli değil ama çok katmanlı Dağınık olarak görüyor. Ve ilginç biçimde şunu söylüyor: Toparlanırsam belki de ben olmaktan çıkarım. Dağınıklık onun varlığının bir parçası. "Bir bilen beni tanısam ruhuna pipet daldıracağım." Bu çok özgün bir imge. Kendisini gerçekten anlayan biriyle karşılaşmak istiyor. "Ruhuna pipet daldırmak" ise: Onun özünü çekmek, İç dünyasını içmek, Bilgeliğinden beslenmek anlamlarına geliyor. Son Cümle "Kaç fırtınaya dünden hazırım." Metnin finali. Burada umutsuzluk yok. Yorgunluk var. Karmaşa var. Ama teslimiyet yok. Anlatıcı kendisini dağılmış, yorulmuş, ağlamak üzere biri olarak çizse de son sözünde hâlâ direniyor: "Gelecek zorluklar varsa, ben onları bekliyorum." Bu yüzden metni tek bir kelimeyle özetlemek gerekirse o kelime "arayış" olurdu. Kendini, anlamı, huzuru ve kendisini gerçekten görecek birini arayan bir zihnin şiirsel iç konuşması gibi okunuyor. ← Nerenin işsizisin? Direkt sorsaydın ya anlatmazdım. =) Tek tek uğraştığını sanmıyorum hangi yapay zekaysa yazıyı tahlil eden, hatalı yorumladığı cümle çok.
→ Neden ismini söylemiyorsun ← Gizli görevdeyim. 🤫
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.