9/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 01:27
Turgut Özben'in kaybıyla yolumuza başladık... ya da kaybettik mi demeliyim? Kitap, daha ilk sayfalarda okuyucuyu bir belirsizliğin içine itiyor. Turgut Özben'in üç yıldan beri 'kayıp' olduğu bilgisi, aslında sadece fiziksel bir kayboluşu değil; bir insanın kurulu düzeninden, kimliğinden ve toplumsal rollerinden kopuşunu temsil ediyor. Bir insan neden tüm izlerini silip gitmek ister?.. Belki de 'tutunmak' o kadar ağır gelmiştir ki, kaybolmak tek kurtuluştur... Sayfa 29 (Alıntı): Havaya kaldırdığı Selim'i duvara sürüklendi. Siyah saçlarından yakalayarak başını duvara dayar: "Dökülmeyen saçlarından asacağım seni." diye bağırırdı. "Erkeğin kılları göğsündedir, oğlum Selim." Hemen gömleğini çıkarır ve boynuna kadar bütün gövdesini kaplayan kıllarını gösterirdi Selim'e. "İğrençsin Turgut. Sen onları, üniversite kantinindeki kızlara göster. Kapat şu ormanı." Bir erkeğin yanında soyunmasından sıkılırdı Selim. "Beni, aşağılara çekiyorsun Turgut. Senden kurtulmalıyım." Turgut, pantolonunu da çıkarır, kollarını açarak bağırırdı. "Ben, senin bilinçaltı karanlıklarına ittiğin ve gerçekleşmesinden korktuğun kirli arzuların; ben senin bilinçaltı ormanlarının Tarzanı! yemeye geldim seni. Benden kurtulamazsın. Ben, senin vicdan azabınım!" "Bağırma, anladık. Benim vicdan azabım bu kadar kıllı olamaz. Ruhbilimci Tarzan, lütfen giyin."[Bu sahnede sinirlenmem gerekiyordu ama kahkaha attım. Aklıma bir anda televizyon ekranında beliren Yaprak Dökümü (Orman Tarzanı) Tahsin'in duş alma sahnesi geldi.] Sayfa 33-34-35: Turgut'un Rüyası üzerine 1) Aslında Selim’i değil, kendi kibrini gömüyor. Selim’in ölümü bir mikrop gibi Turgut’un zihnine giriyor ve onun o 'mühendis titizliğiyle' kurduğu düzenli hayatını çürütmeye başlıyor. 2) Cenaze töreni, toplumun her şeyi nasıl bir 'tiyatroya' çevirdiğini gösteriyor. İnsanlar Selim’in neden öldüğünü anlamak yerine, törenin usulüne odaklanıyor. Kendisinin de o sahte kalabalığın bir parçası olduğunu fark etmenin dehşetini yaşıyor. (Bu rüya bir yas değil: yüzleşmenin başlangıcı) 3) Selim’in ölüsünü taşıdığını zannederken aslında farkında olmadan kendi 'tutunmuş' hayatının cesedini omuzlamakta. Selim öldüğü gün değil, Turgut bu rüyayı gördüğü gün asıl hikaye başlıyor. Tabii şimdilik bunun farkında değil. Sayfa 45 (Alıntı): Aslında erkeklerin zayıflıklarını göstererek, kadınlara vermeleri gereken güveni sarsmamaları gerektiğini içgüdüsüyle biliyordu. Fakat, yuvanın bütünlüğüne zarar vermeyen küçük bir zayıflıktan bu gevşeme. Yazık ki erkekler, şımartıldıkları zaman nerede durmaları gerektiğini çoğu zaman bilemezler. [Burada sadece bir evlilik sorunu yok; toplumsal cinsiyet rollerinin bir insanı nasıl yalnızlaştırdığı var. Turgut, en yakınına (Nermin'e) bile zayıflığını gösteremiyor, çünkü gösterdiği an 'şımarık bir çocuk' muamelesi göreceğini biliyor. Bu yüzden Turgut, Nermin'in yanında 'mühendis Turgut' maskesini takmak zorunda. (21. yüzyılda erkeklerin bu konuda hâlâ kendilerini neden serbest bırakmadıklarını anlamlandıramıyorum. Toplumun veya yakınlarımızın söyleyeceklerinden endişe ediyoruz gibisinden bir laf edeceklerse asla inanmam. Zaten toplumun ne dediği önemli olsaydı katiller, hırsızlar, sapıklar, namussuzlar bu kadar çok olmazdı içlerinde... Kendi adıma konuşayım hayatımda derdini açmayan arkadaşta istemem, eşte. Her şeyi ben hallederim havasına girip beni kendinden uzaklaştıracak insanla bizim bir olmamızın mümkünatı yok.)] ... Not: İncelemeyi paylaşmayacaktım, çünkü yarım bıraktım. Varsın bu da yarım kalsın. Öylece paylaşayım. Bir şeyleri tamamlamaktan bıkkınlık geldi.
2024 Okuma Raporları
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
·
80 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.