MEYHANE
EMİLE ZOLA
(Mazide okuduğum eserlerden)
Roman, Paris’in yoksul bir mahallesinde yaşayan Gervaise Macquart’ın terk edilişiyle başlar. Lantier, Gervaise’i iki küçük çocuğuyla birlikte, hiçbir açıklama yapmadan terk eder, ortadan kaybolur. Bu terk ediliş, Gervaise’in hayatındaki ilk önemli olaydır, kırılma noktasıdır; hem maddi hem de duygusal olarak savunmasız, çaresiz, acı içinde kalır.Peki iyi kalpli, çalışkan bu kadın şimdi ne yapacak?
Gervaise, bir süre sonra tanıştığı dürüst, iyi niyetli Coupeau ile evlenerek düzenli, namuslu bir hayat kurmayı başarır. Kendi çamaşırhanesini açar; temizliğe, ölçülülüğe ve çalışmaya tutunur. Sessiz sakin mutlu giden bu düzenli hayat Coupeau’nun geçirdiği iş kazasıyla bozulur. Hayatının ikinci ve en önemli kırılma anı gerçekleşmiştir. Çalışamaz hale gelen Coupeau, meyhanelerin müdavimi olur ve içki bağımlılığı giderek şiddetlenir.
Bu küçük aile bebeklerinin doğumu ile kısa bir mutluluk yaşar. Nana, doğduğu andan itibaren yoksulluğun, düzensizliğin ve gürültülü bir evin içine düşer. Nana, şefkatten çok kargaşanın içinde büyür.
Coupeau’nun hezimeti, Gervaise’i de sürükler. Borçlar artar, çamaşırhane elden gider, ev dağılır. Bir zamanlar onurla ayakta duran Gervaise, alkolün ve yoksulluğun içine çekilir. Gervaise ahlaksızlığa sürüklenirken Lantier geri döner. Bu geri dönüş, çöküşü daha da hızlandırır ve evlilik bağını zedeler. Zola, alkolizmin ve sefaletin bir aileyi nasıl darmadağın ettiğini anlatırken dönemin Paris'ine ışık tutar.
Meyhane , sadece alkolün bir yuvayı yıkışını değil; Paris'in varoşlarında, acımasız çevre koşullarının insanı nasıl adım adım kaçınılmaz bir sona doğru sürüklediğini anlatır. Kitap bittiğinde, o karanlık sokakların kasveti ve insan ruhunun çöküşü yüreğimi sızlattı.
MeyhaneEmile Zola