Söyleme Bilmesinler, ilk bakışta sıcak ve samimi hikâyelerden oluşan bir kitap gibi görünse de aslında satır aralarında aileyi, çocukluğu, sevgiyi ve insanın içinde sakladığı kırgınlıkları anlatıyor. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, anlatılan olayların hayatın içinden olmasıydı. Çünkü burada olağanüstü karakterler ya da büyük maceralar yok; hepimizin bir şekilde tanıdığı insanlar ve yaşadığı duygular var.
Özellikle anne-baba ile çocuk arasındaki ilişkilere değinen bölümler beni oldukça etkiledi. Bazen çocukların dünyasına yetişkinlerin gözünden değil de onların kalbinden bakmayı unutuyoruz. Kitap bunu çok güzel hatırlatıyor. Küçük gibi görünen bazı olayların bir çocuğun hafızasında ne kadar büyük izler bırakabileceğini görmek beni düşündürdü.
Yazarın en büyük başarısı ise bunu okuyucuya ders verir gibi değil, içten hikâyeler anlatarak yapması. Bir bölümde gülümserken başka bir bölümde durup kendi çocukluğunuzu düşünmeye başlıyorsunuz. Ben kitabı okurken sık sık kendi ailemi, çocukluğumu ve geçmişte yaşadığım bazı anıları hatırladım. Bu yüzden kitapla aramda beklediğimden daha güçlü bir bağ oluştu.
Dili oldukça akıcı ve samimi. Sayfalar hızla ilerliyor ama anlatılan duygular kolay kolay akıldan çıkmıyor. Özellikle söylenemeyen sözler, yanlış anlaşılan duygular ve aile içinde bazen fark edilmeden yaşanan kırgınlıklar kitabın merkezinde yer alıyor. Belki de bu yüzden kitabın adı bana çok anlamlı geldi; çünkü bazen insanın içinde kalan şeyler, söylediği şeylerden çok daha ağır olabiliyor.
Kitabı bitirdiğimde içimde tatlı bir hüzün kaldı. Çünkü bazı hikâyeler bize yeni şeyler öğretmez, sadece zaten bildiğimiz ama unuttuğumuz duyguları yeniden hatırlatır. Söyleme Bilmesinler de benim için böyle bir kitaptı. Sıcacık, samimi ve insanın kalbine dokunan bir eserdi. Okuduktan sonra uzun süre etkisinden çıkamadım ve bazı bölümlerini tekrar dönüp okumak istedim.