10/10
·191 syf.··
Beğendi
·
2019 59. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2019 22:35
Kütüphanede kitap seçerken bazen aynı kitabın farklı basımlarına denk geldiğimde; sayfa sayıları arasında çok fark yok ise genelde eski basım olanına elim gider. Özellikle eski basım kitaplardaki sararmış yaprakların kitabın gövdesine tutunma çabalarını, kim bilir kaç defa çevrilmiş sayfaların içine işlemiş kokularını, altı çizilmiş satırların hangi duygu ve düşüncelerle seçildiğini düşünmeyi, kitabın bazı sayfalarının köşelerine iliştirilmiş çoğu zaman kitaba dair bazen de okurlara ithafen yazılmış muzur notların gülümsetmesini yaşamak isterim. Yine böyle bir seçimde Hasan Ali Toptaş ‘ın 1995 basım Gölgesizler kitabı ve 2002 basım Bin Hüzünlü Haz kitabını aldım. Ve her zaman olduğu gibi zor olandan başlamanın mantıklı olduğunu düşünerek Bin Hüzünlü Haz kitabını çokta içime sinmeyecek şekilde sadece kelimelerin ahengine kapılarak zaman, mekan, olay, karakter analizi yapmadan okuyup bitirdim. İkinci kez ne zaman okurum bilmiyorum ama yazarları tanımada başlangıç kitaplarının önemini Gölgesizler kitabını okuyunca anladım. Neyse ki kitaplara ve yazarlara dair; tek kitabıyla hüküm verecek kadar herhangi bir önyargıya sahip değilim. Kitap; bir berber salonunda berberin ritmik el hareketleriyle enstrümana dönüştürdüğü makasın sesleriyle, boğucu havayı bir an için ferahlatan kolonya kokularıyla, aynadan yansıyan suretlere hazırlanmış keskin usturalarla, müşterilerden birinin her an sıra ona gelecekmiş gibi huzursuzca oturduğu koltuğunda sinirle şıkırdattığı zindan karası tespihiyle kapının önüne dikilmiş bir seyirci gibi değil de müşterilerin arasına oturmanızı beklermişcesine başlıyor. Ardından berberin elindeki fırçayı bırakıp dalıp gittiği caddelerde zaman ve mekan karmaşası içinde bir köy meydanında Muhtar ile selamlaşırken buluyorsunuz kendinizi. Çok geçmeden Cıngıl Nuri 'nin (köyün berberi) kaybolması ile çalkalanan köyde, muhtar seçilmesinin ilk zamanlarına gelen bahtsızlıklara alışamayan Muhtar ‘la Nuri ‘yi aramaya başlıyorsunuz. Siz Muhtarla Nuri ‘yi aramaya durun Nuri, olan bitenden habersiz belki de farklı bir zamanda hikayenin başladığı kentteki berberde keçi sakalıyla oturmuş tıraş sırasını beklemekte. Roman beni kayboluşlara, bazen umulmadık bir varlığa, belki ardındaki gölgeye, gitmelere kalmalara, hiç olmamakla olmak arasında sıkışan kişilere ve zamansız mekanlara dahil etmiş sürüklerken bir an durup düşününce Cıngıl Nuri, Nuri ‘nin karısı, Cennet ‘in oğlu, Rıza, Rıza ‘nın oğlu Ramazan, bekçi, Reşit, Reşit ‘in kızı Güvercin, imam, Musa emmi , Güldeben, berber, çırak belki kendi yokluklarının içinde yıllardan beri yok olduklarından habersiz yaşayıp giden Muhtar ‘ın zihnindeki köy ahalisiydi dedim. Ancak yazarın okuyucuya son sayfada yaptığı sürpriz benim zihnimde uyanan basit anlamlandırmadan oldukça farklıydı. Kent ve köy arasında kum saatinin çevrilişine benzeyen zaman sıçramalarıyla, gerçekle hayalin birbirine geçip birbirinde vücut bulduğu, tekrarlarında tekrarlarıyla aynaya bakma hissi uyandıran olayların içinde, kaybolma duygusunu yaşamak isteyen okuyuculara keyfili okumalar.
Edebiyat
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202014,1bin okunma
··
118 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Unutamadığım bir lezzetteki kitap