Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve beklentimin çok ama çok üzerindeydi. Benzer mentalitede Ralph Waldo Emerson ve Henry David Thoreau'yu okumuştum ama Jiddu Krishnamurti her şeyin teorisi derecesinde doğayı, doğayla münasebeti doğrudan merkeze alarak tüm insani özelliklerimiz için olmazsa olmaz, başat unsur haline getiriyor. Böyle davranmakla gayet haklı nedenler serdediyor.
Eserin bence en önemli tarafı okuyucuya sorular sorarak kendi içiyle bir kuyuya bakarcasına başbaşa bırakıyor. Adeta tüm cevaplar sende, ne arıyorsan kendinde ara diyor.
Kitabın hareket noktası adından da anlaşıldığı üzere doğa. Doğayla bağ kuramayan, insanlarla da bağ kuramaz, diyor yazar. Bu bağ ön kabullerden arınmış, toplumsal (sosyete içindeki rollerimiz, statülerimiz gibi) koşullandırmalardan azade bir bağ.
Dünya toplumları olarak sürekli bir çatışmanın içinde olmamız da doğayla aramızdaki kopukluğa yoruluyor.
Tek olumsuz yönü sonlara doğru kendini tekrar etmiş olması diyebilirim, onu da gözüm görmedi açıkçası.
Son zamanlarda okuduğum en iyi kitaptı.
Herkese içtenlikle tavsiyemdir.