İradenin olduğu yerde çare tükenmez..
8/10
·408 syf.··
2026 58. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 07:23
Betty Mahmudi'nin Kızım Olmadan Asla adlı kitabını okurken elimden bırakmakta zorlandım. Kitabın bu kadar ilgi görmesinin sebebini de okudukça daha iyi anladım. Betty Mahmudî profesyonel bir yazar değil, yaşadığı olayları anlatan bir anne. Belki de kitabın etkisi biraz buradan geliyor. Edebi kaygılardan çok yaşanmışlığın ağırlığı hissediliyor. Olayların ne kadarının birebir yaşandığı ya da bazı kısımların ne ölçüde öznel olduğu ayrı bir tartışma konusu olsa da, okur olarak anlatılan çaresizliğe ve korkuya kayıtsız kalmak kolay değil. Kitap, Amerikalı Betty'nin İranlı eşi Mudi ile birlikte kızları Mehtap'ı da alarak İran'a gitmesiyle başlıyor. Başlangıçta kısa süreli bir aile ziyareti gibi görünen bu yolculuk, Mudi'nin Amerika'ya dönmeyeceklerini açıklamasıyla bambaşka bir hâl alıyor. Bundan sonra kitap bir annenin özgürlüğünü ve kızını korumak için verdiği mücadeleye dönüşüyor. Olay örgüsü son derece sürükleyici. Sayfalar ilerledikçe Betty'nin içinde bulunduğu çıkmaz daha da belirginleşiyor ve okur onun yaşadığı baskıyı daha yoğun hissediyor. Karakterlerin psikolojik yönleri kitabın en dikkat çekici taraflarından biri. Betty'nin yaşadığı korku, yalnızlık ve çaresizlik duygusu oldukça başarılı aktarılmış. Yabancı bir ülkede, dilini bilmediği insanların arasında, kendi hayatı üzerinde söz sahibi olamadığını hissetmesi okura da geçiyor. Onun ayakta kalmasını sağlayan şeyin annelik duygusu olduğu çok açık. Kızını geride bırakmama kararlılığı kitabın merkezinde yer alıyor. Mudi karakteri ise psikolojik açıdan oldukça ilgi çekici. Amerika'daki hayatında tanıtılan Mudi ile İran'a gittikten sonra ortaya çıkan Mudi arasında ciddi bir fark var. Güç sahibi oldukça daha baskıcı hâle gelen, çevresinden aldığı destekle otoritesini artıran bir karakter görüyoruz. Onun davranışlarını okurken öfkelendiğim kadar, insanların şartlara ve sahip oldukları güce göre nasıl değişebildiklerini de düşündüm. Kitabın olumlu taraflarının başında sürükleyiciliği geliyor. Gerçek bir hikâyeye dayanması, okurun olaylara daha fazla bağlanmasını sağlıyor. Ayrıca baskı altında yaşayan bir insanın psikolojisini anlamak açısından da oldukça güçlü bir eser. Annelik, özgürlük ve hayatta kalma mücadelesi gibi evrensel temaları işlemesi kitabın etkisini artırıyor. Kitabın olumsuz tarafı olarak ise bazı bölümlerde olayların tekrar hissi vermesini gösterebilirim. Betty'nin yaşadığı çaresizliği ve sıkışmışlığı anlatmak açısından bu tekrarların anlaşılır bir yönü olsa da, yer yer anlatımın yavaşladığını düşündüm. Bunun dışında kitap, anlattığı hikâye ve oluşturduğu etki bakımından oldukça başarılı. Kitabı bitirdiğimde üzerinde en çok düşündüğüm konu ise Mudi ve ailesinin davranışlarının dinle ilişkilendirilmesiydi. Mudi'nin eşini istemediği bir ülkede tutmaya çalışması, korkutması, baskı altına alması ve kızını bir koz olarak kullanması İslam'ın temel ahlak anlayışıyla bağdaşmıyor. Kur'an'da eşlerle iyi geçinmek emredilirken, bir insanı zorla alıkoymak veya ona zulmetmek meşru görülemez. Aynı şekilde Hz. Peygamber'in aile hayatına baktığımızda da merhamet, adalet ve güzel muamele ön plana çıkar. Bu yüzden Mudi'nin davranışlarını okurken rahatsız olduğum nokta sadece bir eş olarak yaptıkları değil, bunları dinî gerekçelerle meşrulaştırmaya çalışması oldu. Tarihte ve günümüzde ne yazık ki bazı erkekler dini kendi çıkarlarına göre yorumlayarak kadınlar üzerinde otorite kurmaya çalışıyorlar. Özellikle farklı kültürlerden veya farklı dinlerden evlendikleri kadınların bilgisizliğinden yararlanıp bunu dinin gereğiymiş gibi göstermeleri ciddi bir problem. Oysa baskı, korkutma, zulüm ve haksızlık hiçbir zaman dinî bir erdem değildir. Bir insanın hatasını dine yüklemek ne kadar yanlışsa, din adına yapılan yanlışları görmezden gelmek de o kadar yanlıştır. Kitabı kapattığımda zihnimde kalan en güçlü düşünce, bir insanın yaptığı yanlışları dinle meşrulaştırmaya çalışmasının o yanlışları daha doğru hâle getirmediği oldu. Kitap boyunca dikkatimi çeken noktalardan biri de buydu. İslam'ın temizlik, nezaket ve güzel ahlak konusunda verdiği önem bilinirken, Betty'nin anlattığı bazı ortamlarda bunun tam tersini gördüm. Özellikle Mudi'nin bazı akrabalarının yaşadığı şartlar, evlerin durumu ve günlük hayatın bazı yönleri bana oldukça rahatsız edici geldi. Elbette bunlar bütün bir toplumu veya ülkeyi temsil etmez. Ancak kitapta anlatılan örnekler, dinin öğrettiği değerlerle insanların uygulamaları arasında bazen ciddi farklar olabileceğini düşündürdü. Kitap beni İran'daki devrim sonrası düzen üzerine de düşündürdü. Betty'nin anlattığı atmosferde pasdarların ve devlet denetiminin insanların günlük hayatına ne kadar nüfuz ettiği görülüyor. Özellikle kadınların kıyafetlerinden sosyal hayatlarına kadar birçok konuda baskı altında tutulması dikkat çekici. Bir toplumun ahlakını koruma iddiasıyla hareket eden bir sistemin, insanların temel özgürlüklerini bu kadar sınırlandırması bana sorgulanması gereken bir durum gibi geliyor. İnanç, ancak insanın kendi iradesiyle anlam kazandığında değerlidir. Sürekli gözetim, korku ve baskıyla oluşturulmaya çalışılan bir düzenin ne kadar sağlıklı olduğu sorusu kitap boyunca aklımdan çıkmadı..
Biyografi
Kızım Olmadan AslaBetty Mahmudi · Sonsuz Kitap Yayınları · 20177,2bin okunma
·
28 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.