Kızım Olmadan Asla ve Vicdansızlar'ın ardından daha hafif bir kitap okumak istedim. Açıkçası Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nı seçmemin temel sebebi de buydu. Çünkü önceki iki kitap, gerek anlattıkları olaylar gerekse bıraktıkları duygusal yük bakımından oldukça yorucuydu.
Kitap, ilk bakışta çocuklara hitap eden eğlenceli bir hikâye gibi görünse de aslında aile bağları, yoksulluk, tüketim alışkanlıkları, açgözlülük ve karakter eğitimi gibi birçok konuya değiniyor. Charlie'nin içinde bulunduğu zor şartlara rağmen iyi kalabilmesi ve ailesinin birbirine bağlılığı hikâyenin en sevdiğim tarafı oldu.
Fabrika ve içindeki fikirler oldukça yaratıcı olsa da bazı bölümlerde anlatının fazla basit kaldığını hissettim. Karakterlerin çoğu da belirli özellikleri temsil etmek için oluşturulmuş gibiydi. Yine de okurken sıkılmadım. Özellikle ağır kitapların ardından zihni dinlendiren, kısa sürede okunabilen bir kitap olması bakımından iyi bir tercih oldu.
Kitabı okurken sık sık filmi hatırladım ve çoğu yerde filmin hikâyeyi daha etkileyici anlattığını düşündüm. Filmin atmosferi, karakterleri ve kurduğu dünya bana çok daha etkileyici geldi. Kitabın hayal gücünü görsellikle desteklemesi, hikâyeyi daha güçlü hissettirdi. Nadir yaşadığım bir durum olsa da bu kez film uyarlaması bende kitaptan daha fazla iz bıraktı.
Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nı okuduğuma memnunum. Özellikle ağır ve sarsıcı kitapların ardından iyi geldi. Ancak benim için, keyifle okunup rafa kaldırılan kitaplardan biri olarak kaldı. Şimdi sırada Roald Dahl'ın Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nın ardından kaleme aldığı Charlie'nin Büyük Cam Asansörü var. Bakalım Charlie'nin yolculuğu bu kez hangi kapıları aralayacak..