Raif Efendi’nin içine kapanık, sıradan görünen hayatının ardındaki o muazzam Berlin anılarını ve Maria'ya olan o saf, ölümsüz aşkını okurken kendimi baya kitaba kaptırmıştım. İnsanın insanı anlamasının ne kadar zor olduğunu ve yalnızlığı anlatıyor.
Liseye giderken okumuştum ve hâlâ sevdiğim bir kitap. Hatta sınıfta okurken arkadaşımın şekeri düşmüştü herkes ona hemen arka sıramda yardım ederken -ki bir arkadaşım kantine bile gidip geri gelmiş- o gürültüye rağmen okuduğum sahneyi o kadar yaşıyordum ki hiçbir şey duymamıştım. Hatırladığım kadarıyla o sahnede Raif Efendi köprüde sevdiği kadını uzaktan izliyordu, kitabı bitirdiğimde gerçek dünyaya dönmüştüm. Zil sesini bile duymamıştım. o kadar kitaba kendimi kaptırmışım, siz düşünün artık._. kitabın içine girmiş dünyadan soyutlanmıştım ve bu olayı bir daha hiç yaşayamadım.
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali