Carl Gustav JungDört Arketip eserinde insan zihninin sadece kişisel anılardan ve deneyimlerden ibaret olmadığını söyler. Ona göre hepimizin ruhunun derinliklerinde, insanlık tarihinin başlangıcından beri aktarılan ortak bir hafıza havuzu vardır. Buna "Kolektif Bilinçdışı" der.
İşte bu havuzun içinde yüzen, tüm kültürlerde, mitolojilerde, masallarda ve hatta rüyalarımızda ortak olarak beliren sembolik figürlere de arketipler denir. Kitap, bu sayısız arketip arasından insan psikolojisini en çok şekillendiren dört tanesine odaklanır:
Anne kavramıyla; sadece biyolojik anneyi değil; doğurganlığı, koruyuculuğu, şefkati ama aynı zamanda yutucu, boğucu ve aşırı sahiplenici karanlık tarafı da temsil eder. Hayat veren toprak ana ile insanı kendi içinde eriten karanlık güç bu arketipte birleşir.
Yeniden doğuş dediğimizde; insanın hayatı boyunca geçirdiği zihinsel ve ruhsal dönüşümleri inceler. Mitolojilerdeki küllerinden doğan anka kuşu hikayelerinden, günlük hayatta yaşadığımız "eski beni geride bıraktım, artık başka biriyim" hissinin altındaki psikolojik mekanizmadır.
Ruh ile; genelde masallarda ve rüyalarda karşımıza çıkan "Bilge İhtiyar" figürüyle somutlaşır. Sıkıştığımızda, yolumuzu kaybettiğimizde bize doğru yönü gösteren o içsel ses, sezgi ya da rehberlik arketipidir.
Hilekar yani bireyin gölgede kalmışyönüyle; insan doğasının en eğlenceli ve tehlikeli yeri! Mitolojideki Loki gibi, kuralları yıkan, şakalar yapan, düzeni altüst eden ama bunu yaparken aslında bizi kalıpların dışına çıkaran, içimizdeki o muzip ve bazen yıkıcı gölgedir.
Sonuç olarak; Carl Gustav JungDört Arketip eseriyle bireyin oluş-bozuluş denkelminde geçen süreç içinde geçirdiği psişik devinim ve devrimleri bağlamında neliği ve nasıllığını oluşturan sac ayakları hakkında bize bilgi sunmaktadır. Bu sunuşu yaparkende Sigmund Freud'un 'id, ego ve süpergo' kavramlarını kendi düşünce dünyasından harektel revize ederek psikolojiye yeni bir bakışı kapısını aralamıştır.
Dört ArketipCarl Gustav Jung · Metis Yayınları · 20262,679 okunma