Bazı kitaplar okunur ve unutulur, bazıları ise insanın içine yerleşir. Tehlikeli Oyunlar benim için ikinci türden bir kitaptı. Hikmet Benol’un karmaşık dünyasında dolaşırken çok güldüm, çok düşündüm ve zaman zaman kendimle karşılaştım.
Oğuz Atay’ın dili kullanış biçimi beni en çok etkileyen şey oldu. Kelimelerle adeta oyun oynuyor; bazen bir cümlede güldürürken birkaç satır sonra insanın içine dokunmayı başarıyor. Bu yüzden Tehlikeli Oyunlar benim için yalnızca okunan değil, hissedilen bir kitaptı. Atay’ın ironisi hiçbir zaman yüzeysel değil; mizahının altında yalnızlık, yabancılaşma ve anlaşılma arzusu saklı. Ben de kitabın mizahi yönüne sık sık güldüm ama her kahkahanın ardından içimde hafif bir hüzün kaldı.
Hikmet Benol ise unutulması zor bir karakter. Onu tanımak, insanın kendi içindeki karmaşayla karşılaşması gibi. Sürekli düşünen, sorgulayan, kendisiyle mücadele eden bu karakter bazen çok komik, bazen de insanı derinden yaralayacak kadar gerçek. Özellikle “Albayım” diye başlayan bölümler benim için kitabın zirvesiydi. O satırlarda hem dostluk hem özlem hem de insanın kendine tutunma çabası vardı.
Tehlikeli Oyunlar, beni hem çok güldüren hem de uzun süre düşündüren nadir romanlardan biri oldu. Kitabı bitirdiğimde elimde sadece bir roman değil, zihnimde yaşamaya devam eden cümleler vardı. Oğuz Atay’ın zekâ dolu kelime oyunları ve hüzünle iç içe geçmiş mizahı sayesinde bu roman benim için sadece bir okuma deneyimi değil, uzun süre etkisinden çıkamayacağım bir yolculuk oldu.
Tehlikeli Oyunlar1000Kitap DestekOğuz Atay