·479 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Haziran 2026 11:26 Tehlikeli Oyunlar, metnin sınırları dâhilinde ve Eco’nun ortaya attığı
kavramlarla çözümlenmeye çalışılmıştır. Romanın sonuyla ilgili öne sürülen çelişik
fikirler örnek okurun işbirliğiyle tartışılmış, gerçek ile kurmaca dünyanın silik
ayrımında varlık kazanan roman kişileri, romandaki söylem olanakları dikkate
alınarak ait oldukları dünya bakımından (kurmaca-gerçeklik) sınıflandırılmıştır.
Ayrıca okuru metinde tahmine zorlayan ya da çıkarımsal gezintilere çıkaran
“oyalanma”ların söylem zamanıyla ilişkisi tespit edilmiş, romanın bütününde dikkat
çeken kaba gerçekliğe ait ögelerin metne katkısı gözler önüne serilmiştir. Buna göre
roman, Eco’nun doğruluk ve yorumlayıcı işbirliği kavramları bakımından
değerlendirildiğinde şu sonuçlara ulaşılmıştır: Nurhayat Hanım ve Albay
Hüsamettin Tambay kurmaca dünyaya aittir. Gecekondu ile Hikmet’in intiharı örnek okurun işbirliği dikkate alınarak çözümlenmiş, bunların romanın kurmaca yanını temsil ettiği tespit edilmiştir. Buna karşılık üç katlı ahşap ev, Hikmet Benol, Sevgi ve Bilge romandaki gerçekliği temsil etmektedir. Romanın sonu ise uyku ile uyanıklık arasındaki bir hâl olarak yorumlanmıştır. Romanın bütününde dikkat çeken geriye
sapmaların (analeks) geçmiş zaman ile şimdiki zaman arasında parçalı bir yapıya
neden olduğu, bunun da okurun zihninde karmaşa yarattığı ve analekslerin
romanda unutkanlığı giderme işleviyle ön plana çıkarıldığı fark edilmiştir.
Roman, söylem zamanı veya oyalama tekniği bakımından
değerlendirildiğinde ise iç içe geçen düzlemlerde (kurmaca-gerçek), kurmaca
dünyanın eserde geniş yer kapladığı saptanmıştır. Anlatıcının rüyayı, gerçeği ve
kurmacayı bir arada kullanarak okuru zorladığı, romanda genel olarak yüzeysel
olanın üzerinde ağır bir biçimde ilerleyen yazarın asal olanı hızlı bir biçimde geçtiği
dikkat çekmiştir. Aynı zamanda Bilge’yle ilgili bölümlerde hızlı bir söylem zamanı
gözlemlenirken diğer oyalanmalarda yavaş bir söylem zamanı ile bir ritim yaratıldığı
görülür. Oyalanmalar, romanın bütününde anlam kazanacak parçalar olarak
tanımlanmış ve Austerlitz Savaşı, Hikmet’in iç hesaplaşmaları, rüyaları taktiksel
oyalanmalar olarak adlandırılmıştır. Benzer şekilde yazarın okura dayattığı ritim
anlamına gelen “yayma”, romanda iç konuşmalar, semboller, terimler kullanılarak
ortaya çıkarılmıştır. Özellikle mekan izlenimi vermek amacıyla ritmin yavaşladığı,
aynı zamanda bu türden oyalanmaların işlevsel olmadığı ve okurun çıkarımsal bir
gezinti yapmasına olanak sağlamadığı gözlemlenmiştir.
Tehlikeli Oyunlar’da, üç düzlemle yaratılan karmaşa, tutarlı bir bütünlük
oluşturacak biçimde kurgulanır ve gerçeklik art alan olarak kullanılır. Bu nedenle
okurun kurmaca dünyanın sınırları içinde kaldığı, anlatıcının kurmaca üzerinden
gerçekliğe yaslanan toplumsal olayları (Sanayi Devrimi) desteklediği ve bu yolla da anlatıyı olanaklı hâle getirdiği tespit edilmiştir. Belli bir birikimle romanı okuyan
okurun inançsızlığını askıya alabileceği, diğer bir deyişle, kurmacaya sadık
kalabileceği belirtilmiştir.