PEYNİR VE KURTLAR
CARLO GINZBURG
Carlo Ginzburg ’un Peynir ve Kurtlar eseri, 16. yüzyıl İtalya’sında yaşayan sıradan bir insanın, bir değirmencinin zihninden dönemin büyük çatışmalarını anlatan önemli bir mikro tarih çalışmasıdır.
Adı Domenico Scandella’ydı. Lakin Menocchio olarak tanınırdı. 1532 yılında doğmuştur. Evlidir ve on bir çocuğu olmuştur, dördü vefat etmiştir.
Değirmenci, marangoz, bıçkı ustası, duvarcı olarak çalışıyordu. Yoksul değildi lakin zengin de değildi.
Onu farklı yapan şey ise dünyaya bakışıdır. Menocchio okuduğu kitaplardan ve kendi düşüncelerinden yola çıkarak Tanrı, yaratılış, insan ve din hakkında kendine özgü fikirler geliştirmiştir.
Ona göre evrenin başlangıcı, peynirin içinde oluşan kurtçuklara benzer bir süreçle meydana gelmiştir. Bu nedenle esere adını veren “peynir ve kurtlar” benzetmesi, Menocchio’nun sıra dışı anlayışının sembolüdür.
Menocchio’nun düşünceleri dönemin Kilise anlayışıyla büyük bir çatışma içindedir. İnançlarını gizlemek yerine cesurca dile getirir. Tanrı’nın tüm insanlara ruh verdiğini, insanların değerinin mezhep ya da sınıfla belirlenemeyeceğini savunur.
Elbette olanlar olur eylül 1583’te Menocchio, Engizisyon’a ihbar edilir. Çocukları muhbirin papaz Don Odorico Vorai olduğundan şüphelenmiştir. (Yanılmıyorlardı.)
Sapkınca ve kafirce şeyler söylemekle suçlanır.
Bir asır sonra olsa dini hezeyana kapıldığı varsayılarak akıl hastanesini kapatılırdı. Lakin karşı reform tüm hızıyla sürerken maksat bu tarz insanları yargılamak ve susturmaktı. İtalya’nın dağ köyünden olan bu değirmenci koskoca Engizisyon’a meydan okur.İncil’i, Kilise’nin yorumundan farklı şekilde anlaması ve yorumlaması ayrıca
Tanrı’nın tüm insanlara ruh verdiğini, insanların değerinin mezhep ya da sınıfla belirlenemeyeceğini savunması ve aleni bir şekilde söylemesi din adamlarını çileden çıkarır.
Yargılamanın ilerleyen süreçlerinde eziyet gören
Menocchio söylemlerini yumuşatmak zorunda kalır.
*********
Ginzburg burada yalnızca bir adamın yargılanmasını anlatmaz. Bir değirmencinin zihninde oluşan düşünceler üzerinden; halk kültürünün, bireysel yorumların ve resmi din anlayışı arasındaki mücadeleyi gösterir.
Menocchio’nun hikayesi bana şunu düşündürdü: Tarih yalnızca kralların, savaşların,keşiflerin,mucit ve bilim insanlarının hikayesi değildir. Bazen küçük bir köyde yaşayan sıradan bir insanın düşünceleri bile bir dönemin ruhunu yansıtabilir.
Peynir ve Kurtlar, inanç, özgür düşünce, otorite ve insanın kendi anlam arayışı üzerine etkileyici bir eserdir.
ESERDEN ALINTILAR:
“Yüce Tanrı kutsal ruhu herkese vermiştir; Hristiyanlara da, sapkınlara da, Türklere de, Yahudilere de, onun gözünde hepsi değerlidir, hepsinin ruhu da aynı şekilde kurtulur.”
“Papazlar insanın ruhlarını daha doğmadan sömürmeye başlarlar, öldükten sonra da sömürmeye devam ederler.”
“Günah çıkarma konusunda da şunları söylüyordu: Ha bir papaza ya da keşişe gidip günah çıkarmışsınız, ha bir ağaca, hiç fark etmez.”
“Kutsal yazıların Tanrı tarafından yollandığına, ama sonradan insanlar tarafından eklemeler yapıldığına inanmıyorum.”
“Tasvirlere de tapınmamalıyız, yalnızca gökyüzünü ve yeryüzünü yaratmış olan Tanrı’ya tapınmalıyız, anlamıyor musunuz?”
“Ama İsa yalnızca bir insandı.”
“Yeryüzündeki cennetin malı mülkü olan beyefendilerin hiçbir iş yapmadan yaşadığı yer olduğuna inanıyorum.”
“Günahkârın ölümüne ölüm denir, iyinin ki ne uyku.”
“Reform sayesinde, basit bir değirmenci konuşmaya, kilise ve dünya hakkındaki kendi fikirlerini dile getirmeye cesaret edebilmişti.”
“Marangoz bir sıra yapmaya kalktığında alete ihtiyaç duyar, ama elinde tahta yoksa, iradesi işe yaramaz.”
“Yeryüzündeki cennetin malı mülkü olan beyefendilerin hiçbir iş yapmadan yaşadığı yer olduğuna inanıyorum.”