Bir okul ya da ergenlik romanından çok felsefi bir metindi. Kitap, insanın iyi ve kötü kavramlarını nasıl oluşturduğunu, ahlakın nereden geldiğini ve vicdanın nasıl şekillendiğini sorguluyor. Törless'in yaşadığı buhranlar aslında ergenlikten çok düşünmenin ve farkındalığın sancılarıydı. Roman boyunca beni etkileyen şey, insanın kötülüğü yalnızca yapan tarafta değil, ona sessiz kalan tarafta da araması oldu. Musil kesin cevaplar vermiyor; aksine okuru sürekli düşünmeye zorluyor. Bu nedenle kitap bana bir hikâyeden çok bir felsefe gibi geldi. İnsan doğasının karanlık yönlerini, merakın sınırlarını ve ahlakın kırılganlığını cesurca ele alıyor. Kitabı bitirdiğimde olayları değil, insanın kendi vicdanıyla kurduğu ilişkiyi düşündüm. Bu yüzden benim için son derece etkileyici, düşündürücü ve uzun süre akılda kalacak bir eserdi.