O zamanlarda evlerimizde namaz vakitlerini bildiren saatlerin mevkisi pek büyüktü. Ekser evlerin sofasında içi beyaz alaturka kadranlı, siyah yelkovanlı, cevizden dolabını yer yer kurtlar yemiş ihtiyar bir kuyruklu saat sallanarak, tıpkı bir gönlün yorgunluklarından gelen hırıltılı seslerle işlerdi ve güya doğrudan doğruya zamanın geçmesinden çıkan bu hüzünlü ses eski neşelerin terk etmiş bulunduğu ıssız sofaları bir muvakkithane, bir cami uğultusuyla doldururdu. Bu saatlerin bazıları guguklu olur, saat başı geldi mi, latifeye benzeyen, bir öten kuş sadası çıkarırlardı.