Gönderi

8/10
·96 syf.·
2018 47. kitabı
Vajina. Dişi organı. Tarifsiz bir acıyla sabırsız bizleri dünyaya getirmek için açılan, hepimizin ortak vatanı. Bazılarının hayattaki tek amacı oraya tekrar girmek olurken, vajina sahipleri olan biz kadınlar oramız yokmuş gibi yetiştiriliriz. Oraya dokunulmaz, keşfedilemez. Küçükken bakmaya bile utanırız; sanki bizim bir parçamız değilmiş, ayrı bir dünyaymış gibi. Bazı yörelerde bisiklete bile bindirilmeyiz, bozulmamak(!) için. Bazen çocuklukta bir kaza sonucu parçalanır zarımız -varlığımız bir zardan ibaretmişcesine- ölü sayılırız. Yıllar ilerler, o gün gelir çatar. Vajina kanamaya başlar, kadın oluruz -olur muyuz? Bir tokatla kendimize getiriliriz bazen. İçimizde fırtınalar koparken oraya dokunamayız; ne vajina, ne klitoris. Erkekler 31’e kadar sayarken; biz soyunurken bile bakamayız, inceleyemeyiz -ayıp çünkü- Evleniriz. Vücudumuzun her milimi sinir uçlarıyla doluyken, utanırız. Kadınlığımızla barışamayız..Seks bir görev olur, aldatılmamak için. Vajinamızı hala sevemeyiz, daha da çok nefret ederiz acıttığı için. Dünyanın neresinde yaşarsak yaşayalım ışıkları kapattırırız sevişirken..Saklarız vajinamızı, indirmeyiz hiçbir yüzü oraya. Kendimiz bile bakmayız. Tiksiniriz. Pornolardaki bembeyaz, pürüzsüz, yapay vajinalara özeniriz, hiçbir zaman sahip olamayacaklarımıza. Bu kitapta kendinizden çok şey bulacaksınız. Her şey gerçek, yaşanmış. Regl olup ne yapacağını bilemeyen -üstüne tokat yiyen- kızlar, sünnet edilen kızlar, ömrü boyunca orgazm olamamış kadınlar, tecavüze uğrayan kadınlar, kadınlığıyla barışamamış kadınlar… İnternetteki kadın forumlarına, istatistiklere bir bakın. Kaç kadın orgazm olamıyor, kocasından soğuyor, kadınlığından nefret ediyor, erkeklerden nefret ediyor? Bir kadın mutlu bir cinsellik yaşayamıyorsa huzursuz, agresif, sinirli oluyor. Mutsuz kadınlar da mutsuz erkekler, mutsuz çocuklar, mutsuz toplumlar demek. Kitapta 70 küsür yaşında klitorisini yeni keşfetmiş bir kadın da var. Kaç yaşına kadar kocamızın/sevgilimizin altına(!) plastik bebek gibi yatacağız? Kadınlığıyla küskün, vajinasıyla küskün kadınlar bu kitabı okumakla işe başlayabilirler…
Vajina MonologlarıEve Ensler · Artshop Yayıncılık · 2007280 okunma
··
1.673 Gösterim
22 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Helal olsun 👏👏👏👏 süper bi anlatım ve inceleme. Ben de çok merak ettim kitabı ama alıp da şöyle insan içinde okuyamam ne yalan söyleyeyim. Tebrikler.
marie sklodowska
Gönderi Sahibi
Bence bir kadın olarak kesinlikle okumalısınız kitabı.Herkes içinde okumama kısmına maalesef katılıyorum ben de :)
Cesaretinizi ve yazdıklarınızı takdir ettim. "İncil reklamlarını kaldırın" diye isyan eden insanların var olduğu bi yerde böyle bi inceleme yazmak cesaret ister. Hele de toplum yargılarının bu kadar egemen olduğu bi coğrafyada... Kitabı bi erkek olarak merak ettim demeye çekiniyorum keza muhtemelen "abazan, yavşak, fırsatçı" gibi algılanma kaygısı güdüyorum. Ama kitaba, değindiği hassas ama önemli konulara karşı olması gereken ilgiyi sağlayan bi inceleme olmuş. Kaleminize sağlık (:
marie sklodowska
Gönderi Sahibi
Bekliyoruz ;)
Cesur, düşündürücü ve etkileyici bir inceleme olmuş, arkaplandaki derin yaşanmışlık ve düşünmüşlük seziliyor. Cinsiyetler arasında böylesine duvarların olmadığı ve kadınların ötekileştirilmediği 'gerçek' ve sağlıklı bir toplum hayalimiz varsa; sizin gibi düşünen müthiş kadınlar sayesinde! Kaleminize, emeğinize sağlık.
marie sklodowska
Gönderi Sahibi
Bu güzel yorumunuz için çook teşekkürler efenim :) Biraz yaşanmışlık,düşünmüşlük ve ekstra olarak gözlem var.Bu hayalimiz birgün gerçekleşir umarım 🙏
İnsan fizyolojisi kompleks yapıda olduğundan ötürü pek çok işlevini keşfetmeye ömrümüz/bilgimiz yetmiyor. Seks insanın bir ihtiyacı mı, yoksa sadece haybeden bir uğraş mı tartışılan bir konu hâlâ. Lâkin boşanma olaylarının başını cinsel tatminsizlik çekiyor genel olarak. Erkekler kendilerini tatmin etmekle yetinip, eşlerini/partnerlerini ikinci plana bile koymuyorlar. Cinsel eğitimin, kültürel batıllıklardan sıyrılıp, küçük yaşlarda bireylere verilmesi kanısında oldum ve olacağım. Bundan sonraki aşamada da insanların beynini keşfetmeleri ve kullanmaları konusunda eğitmeliyiz. Beynini kullanabilen bireylerin 'böyle' dertleri olmayacaktır.
Marie Hanım: Çok teşekkür ederim. Demek istediğimi çok güzel özetlemişsiniz. Evet. Kendine değer vermeyen, kendine yapılan haksızlığa göz yuman kadının da hukukunun çiğnenmesine tabi ki ben karşı dururum ama onlar buna oyları ve tavırları ile destek olduğu sürece yapacak çok da bir şey yok maalesef. MS 877-960 yaşamış Arap din bilgini ve gezgini İbn Fadlan; “Bizi evlerinde misafir eden Oğuz Türklerinden birine misafir olmuş, adam ve kadınla beraber oturuyorduk. Kadın bizimle konuşurken bir aralık gözümüzün önünde fecrini (cinsel organı) açıp kaşımaya başladı. Biz utancımızdan yüzlerimizi kapayıp “Estağfurullah!” dedik. Kocası güldü. Tercümana, “Onlara söyle: Bu hareket kadının onu yanımda örtüp de başkalarına gizli gizli müsaade etmesinden daha iyidir” dedi. Diyor ve “Türkler Zina diye bir şey bilmezler… Hiçbir dine inanamazlar, işlerinde akıllarına başvururlar” diye de ekliyor. (Sayfa 31) 14. Yüzyılda Anadolu’yu da gezen Faslı İbn-i Batuta ise, “Pazar esnafının eşlerinden birini atların çektiği muhteşem bir arabada gördüm. Başında mücevherlerle donatılmış, ön tarafında tavus tüyünden sorguç bulunan ve “buğtâk” adı verilen bir hotoz vardı… Türk kadınları yüzleri açık dolaşırlar. Bir başka kadını da aynı şekilde gördüm. Yanındaki köleleriyle pazara yoğurt süt getirip satıyor. Karşılığında esans satın alıyordu. Öyle olur ki bu Türklerin bazen kadınlara erkekleriyle beraber rastlarsınız da “Şu adam bu hatunun hizmetkârı olmalı” dersiniz. Zira bu kadınların kocasının, koyun postundan bir kürk ile başında buna uygun “külah” denilen şapkadan başka bir şey göremezsiniz!” (Sayfa 318) 2014 Yılında iki arkadaş Aladağlar’da tırmanış dönüşü geceye kalmış, kampımıza dört saat kala bir davar evine uğramıştık. 35 yaşlarında bir kadın vardı ve kocası davarların yanındaydı. Kadın bize: Terlisiniz. Çabuk içeri, ateşin başına geçin, çamaşırlarınızı da değiştirin” dedi. Bizim tereddüt ettiğimizi görünce de, "Kalmayacaksanız hiç uğramayacaktınız. Şimdi gider, düşersiniz, kurt kuş yer, herkes benim ebime ecdadıma söver. Erkeğim yok diye çekinmeyin, erkek yolu da gözlemiyorum zaten. Zira evliyim ve sizin gibi altı tane de erkek kardeşim var. Benden size bir zarar gelmez, sizin bana zarar vermenize de ben izin vermem. İtiraz istemem, geçin içeri, hava aydınlanınca da istediğiniz yola, istediğiniz dağa gidin.” dedi ve bize sofra hazırlamaya başladı. Demem odur ki, Türkler bilinen tarih boyunca böyle yaşadılar: Erkek-kadın ayrımı ise, Araplaşmayla başladı.
Reklam
Uuuuuh, savaş tam tamları duyuyor gibiyim. Fevkaladenin fevkinde bir inceleme olmuş. Cinselliğin ve aşırı tutuculuğun, daha doğrusu fanatikliğin Nirvanası ülkemizde böylesi bir inceleme ile tarafınıza ilan edilecek savaşta size şimdiden gazanız mübarek olsun demek ister, hattı müdafaanızı sağlam yapacağınızı ümit ederim. Sizde bu potansiyeli görüyorum ve cesaretinizden, cesur yürekliliğinizden dolayı sizi bir kez daha tebrik eder, bu eşsiz inceleme için teşekkür ederim. Çok yaşayasın Maria Salomea Skłodowska. :)))
marie sklodowska
Gönderi Sahibi
Deneyin,buradayım,arkanızdayım 😂😂
çok güzel bir inceleme olmuş. kaleminize ve yüreğinize sağlık 🌸
marie sklodowska
Gönderi Sahibi
Rica ederim, teşekkür ederim okuduğunuz için :)
Yüreğim yandı okurken,ateş etti yazıya döktükleriniz tüm yeryüzü kadınları olarak biz bu konuları kendi kendimize bile konusmayı ayıpladık.Susmaktan ziyade konuşanları dinlemeye bile utandik.Vajinanın varlığını utanç kaynağı bildik.Dilerim bizim yetiştirdiğimiz erkek çocukları sallaya sallaya erkeğim ben demeden,kızlarımız vajinalarinin utanç kaynağı ve mahkumluğuna tabii olmadan büyütebiliriz.(anlatmak istediğim erkek düşmanlığı değil)
marie sklodowska
Gönderi Sahibi
Demek istediklerimi kısaca özetlemişsiniz.Kadın kadına bile rahatlıkla konuşamıyorsak kime anlatacağız sorunlarımızı? Ben de dilerim ki gelecekte kız çocuklarımız utanmadan rahatlıkla ifade edebilir kendini.Bu güzel yorumunuz için teşekkürler :)
Ellerinee sağlık, çok güzel yerlere değinmişsin cesur bi inceleme olmuş :)
marie sklodowska
Gönderi Sahibi
Geçen yine dolmuşum :d