Suriye'de Hıristiyanlık, Müslümanlık, Filistin'de Araplık, Yahudilik, Hicaz'da şeriflik, Vehabilik meseleleri, bizzat Türk- Arap meselesinden daha azılı idi. Nitekim biz çıktık, nifak, bütün Akdeniz, Kızıldeniz ve çöller boyunca yanıp durmaktadır.
Harbin başında Lübnan bağımsız gibi bir mutasarrıflıktı (kaza). Marunilerin patriğini Osmanlı hükümeti tasdik etmemişti. Fakat Fransızlar vasıtasiyle buyrultu verip dururdu.
Maruni tayfası, Patriği Allah yerine tutup tapar. Lübnan'ın üçte biri Maruni vakfıdır. Candan İslâm düşmanıdırlar. Lübnan'da mukaddes cihatçı denen bir sınıf vardır. Her İslâm öldüren mukaddes cihatçıdır. Bekârsa 4, evli ise 8 lira maaş alır.
Dört yıl önceki 32 bin Müslüman Dürzi'den, biz orada iken 8 bin kadar kalmıştı.
Protestanlar İngiliz, Ortodokslar Rus taraflısı idiler.
Filistin'de Siyonistler adeta gizli bir hükümet yapmışlardı. Bayrakları ve postaları vardı. Mektuplarına kendi pullarını yapıştırırlar, kendi memurlarıyla sevkederlerdi.
Sayısız kabile ve aşiretlerin isim ve meselelerine ise girmek bile doğru değil. Bu akşamki gerçek, ortalık ağarmadan tersine döner. Çöl ve yarıçölde menfaat ve kuvvetten başka hiçbir kuvvet hüküm sürmez.
.....
Bir Fransız raporu diyor ki:
"Lübnanlılar ihtilâl yapmazlar. Bizden bir vakitler silah istediler, verdik. İsyan çıkaracakları yerde, silahları çöl Araplarına sattılar. "
Denizle demiryolu arasına sıkışmış olan ürkek ve sabırlı Lübnan'da Arap saçının bir küçük kıvrımını çözmüştük.
Filistin için tehcir, Suriye için tethiş ve Hicaz için ordu kullandık. Yafa kıyılarında Balfur'un beyannamesini bekleşen hesaplı Yahudiler, bu uğurda kafa değil, bir portakal bile feda etmediler. Hicaz ayaklandı; Suriye ise sustu.
Sayfa 41 - Milli Eğitim Basımevi- Devlet Kitapları, 1000 Temel Eser·Kitabı okuyor