Gönderi

10/10
·247 syf.··
Beğendi
·
2018 64. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2018 19:40
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 27. kitap oldu. H.G.Wells'in ise daha önce üç kitabını okumuştum ve hepsini ayrı ayrı çok beğenmiştim. Bu kitap da diğerleri gibi muhteşemdi. Açıkçası hangi kitabını daha çok beğendin diye sorsanız, ne cevap veririm bilemiyorum. Benim için çok zor bir soru olur. En iyisi siz hepsini okuyup kendi kararınızı verin. Ayrıca sonda söyleyeceğimi bu kez başta söyleyeyim, H.G. Wells artık en sevdiğim yazarlardan birisi. Okuduğum dört kitabıyla bunu rahatlıkla söyleyebiliyorum artık. Ayrıca bu yazıyı sitemizdeki son zamanların suskun ismi, Murat Ç'ye armağan ediyorum. Çünkü Dünyalar Savaşı'nı ben daha okumadan önce bana çok değerli bilgiler vermişti. Dünyalar Savaşı ile H.G. Wells'in, Mustafa Kemal Atatürk'ün Nutuk adlı eserinde geçen tek yabancı kitap ve tek yabancı yazar olduğunu ifade etmişti. Kendisi Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili engin bir bilgiye sahip olduğu için daha fazla susmamasını ve aldığı karardan dönerek aramıza tekrardan katılmasını istiyorum. Kitaba geçecek olursak, Mustafa Kemal Atatürk Nutuk'ta bu kitabı değerlendirmiş olup muhteşem bir global bakış açısıyla kitabı yorumlamış. İşte kitapla ilgili Nutuk'ta geçen o ifadeler: “Millete şunu da hatırlattım ki, kendimizi dünyanın hâkimi zannetmek gafleti, artık devam etmemelidir. Dünyanın durumunu ve dünyadaki gerçek yerimizi tanımamaktaki gafletle, gafillere uymakla milletimizi sürüklediğimiz felâketler yetişir! Bile bile aynı faciayı devam ettiremeyiz. Efendiler, İngiliz tarihçilerinden Wells, iki yıl önce yayınlanan bir tarih yazdı. Eserinin son sayfaları ‘Dünya tarihinin gelecekteki safhası’ başlığı altında bazı düşünce ve görüşleri içine almaktadır. Bu görüşlerin yönelmiş olduğu hedef ‘Un gouvernement fédéral mondial’ yani ‘birleşik bir dünya devleti’dir. Wells, bu bölümde, birleşik bir dünya devletinin nasıl kurulabileceğini ve böyle bir devletin önemli ayırıcı özellikleri ile ilgili tasavvurlarını belirtiyor; adaletin ve tek bir kanunun hâkimiyeti altında dünyamızın ne durumda bulunacağını tahayyül ediyor. Wells, ‘bütün hâkimiyetler tek bir hâkimiyet içinde eritilmezse, milliyetlerin üstünde bir kuvvet meydana çıkmazsa, dünya mahvolacaktır’ diyor ve ‘gerçek devlet, çağdaş hayat şartlarının bir zaruret haline getirdiği birleşik dünya devletinden başka bir şey olamaz’; ‘hiç şüphe yoktur ki, insanlar kendi icatları altında ezilmek istemezlerse er geç birleşmeye mecbur olacaklardır’ görüşünü ileri sürüyor. ‘İnsanlığın dayanışması ile ilgili büyük hayallerin sonunda gerçekleşmesi için ne yapmak ve neyin önüne geçmek gerekeceğinin doğru olarak bilinmediği’ ve ‘saldırgan bir dış siyaset geleneğine sahip olan devletlerin, birleşik bir dünya devleti tarafından güçlükle temsil edilebileceği’ de bildiriliyor. Wells’in ‘Avrupa ve Asya’nın felâketleri ve ortak ihtiyaçları, belki dünyanın bu iki parçasındaki milletlerin bir dereceye kadar birleşmesine yardım edecektir’, ‘olabilir ki, dünya ölçüsünde bir birleşmeye gidilmeden önce, bir sıra bölgesel birleşmeler yapılabilir’ şeklindeki düşüncelerini de kaydedeyim. Efendiler, bütün insanlığın görgü, bilgi ve düşüncede yükselip olgunlaşması, Hıristiyanlığı, Müslümanlığı, Budizmi bir yana bırakarak basitleştirilmiş ve herkes için anlaşılacak duruma getirilmiş saf ve lekesiz bir dünya dininin kurulması ve insanların, şimdiye kadar kavgalar, çirkeflikler, kaba istek ve iştahlar arasında bir sefalethanede yaşamakta olduklarını kabul ederek, bütün vücutları ve zekâları zehirleyen zararlı tohumları yok etmeye karar vermesi gibi şartların gerçekleşmesini gerektiren ‘birleşik bir dünya devleti’ kurma hayalinin tatlı olduğunu inkâr edecek değiliz.” Sadece Atatürk'ün bu paragrafını layıkıyla anlamak bile insana önemli bir kazançtır bana göre. Atatürk'ün yazdıklarında özellikle dikkatinizi çekmek istediğim bir husus var ki, o da yorumunun asla sadece Türkiye sınırları içerisinde ulusal bir siyasi yorum olmadığıdır. Tamamen global ve uluslarüstü bir yorum yaparak Wells'in kurguladığı birleşik dünya devleti hayalinin "tatlı" olduğunu ifade etmiştir. İşte benim siyasette aradığım düşünce tam olarak budur. Benim önüme geçerli ve bilimsel bir dünya görüşü sunamayan hiçbir siyasi düşünce veya siyasi parti oyumu almayı hak etmemektedir. Sadece ülke sınırlarıyla bağlı olan, geleceğe yönelik bir vizyonu olmayan, halkın safiyane duygularıyla sürekli oynayan, nefret politikası güderek oy kazancı sağlayan, iç siyasette koltuğunu sağlamlaştırıp dış siyasette kabadayılıkla hareket eden hiçbir siyasi örgütlenme biz insanlar tarafından desteklenmemelidir. Atatürk'ün tırnak işareti içerisine aldığı gibi, "saldırgan bir dış siyaset geleneğine sahip olan devletlerin, birleşik bir dünya devleti tarafından güçlükle temsil edilebileceği" ve saldırgan tutumunun devam etmesi halinde diğer devletler tarafından yaptırımlarla karşılaşacağı unutulmamalıdır. Sıcak savaşın artık rafa kalktığı, soğuk savaşların akla gelebilecek her alanda görülmeye başlandığı 21. yüzyılda dış siyasette saldırgan bir tutum sergilemek son derece anlamsızdır. Son dönemde özellikle Türkiye siyasetinde gördüğüm saldırgan ve kabadayıca bir dış siyaset politikası Kemal Sunal'ın 100 Numaralı Adam filmindeki "Sen Sadece Bağırıyorsun" sahnesini aklıma getirmektedir. (Bkz: youtube.com/watch?v=A2i3WpT...) Şayet bu şekilde siyasi politika izlemeye devam edersek H.G. Wells'in Dünyalar Savaşı'ndaki gibi hem ülkece hem de dünya olarak yok olmanın eşiğine gelebiliriz. Oysaki biz insanların yapması gereken en önemli siyaset, "insanlığı" ve "bilimi" hayatımızın merkezine koyarak global bir dünya görüşüne sahip olmaktır. İşte ancak o zaman dünya olarak daha ileriye gidebilir ve daha güzel günlere yelken açabiliriz.
Dünyalar SavaşıH. G. Wells · İthaki Yayınları · 06bin okunma
··
2.081 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
"Sen sadece bağırıyorsun" Bknz rahip Brunson. Nutuk'taki bu kısmı bilmiyordum, Atatürk'ü gelmiş geçmiş tüm dünya liderlerinden ayıran en büyük özelliği(dehalığından sonra) sanırım çok kitap okumasıdır. Bilimkurguya biraz uzağım ama "Mülksüzler" ile başlamayı düşünüyorum. Elinize sağlık Semih Bey yine güzel bir inceleme olmuş.
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Fazla ayrıntıya girmek istemedim ama Brunson konusuna gönderme yaptım zaten :) Nutuk kısmını Murat Ç söylemişti bana da. Benim de haberim yoktu böyle bir bilgiden... Mülksüzler çok doğru bir başlangıç Mustafa Bey. Bence güzel düşünceler bulacaksınız içinde. Çok teşekkür ederim.
Sevgili Semih; bu güzel ithaf'ın için gerçekten teşekkür ederim. Buralarda olmadığım için geç gördüm kusuruma bakma. Seninle konuşmak ve birbirimize bilgiler aktarmak her zaman keyifli oldu ve olmaya da devam edecektir. Ekim ayına üç inceleme bırakmaya çalışacağım. Bu dönüş mü bilmiyorum ama yalan tarih yazan kişileri "tarihçi" diye lanse eden zatlara biraz gerçek tarih bilgisi vermek kanaatindeyim. Buna aracı olacağım demek daha doğru olacaktır. Sonuçta ben de bir okurum. Hiçbir belge taraması yapmayan, arşivlere dahi girmeyen ama hayali hatıratlarla Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı yapanlara her zaman bir cevabımız vardır ve olacaktır. Bu vesile ile yarın ya da salı günü bir Çankaya incelemesini paylaşacağımı da buradan bildireyim. :) Güzel düşüncelerin için tekrardan teşekkür eder, incelemene de bir kaç yorum yapmak isterim. Avusturyalı Heykelci Krippel şöyle demişti; "Atatürk öyle bir insandır ki, hayali değildir. İstediğini bilir, bildiğini yapar, yapamayacağı bir şeyi de istemez." Mustafa Kemal bu kitaptan dahi gerçek hayata neşredilecek şeyler olduğunu ama bazı şeylerin de hayal olduğunu net olarak söylemektedir. Kendisi ne demiştir; "Yükselmiş, ilerlemiş medenî bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız. Bu hayat ancak ilim ve fenle olur. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur." Her zaman ilerici bir vasıfa sahip olan Mustafa Kemal, geleceğin ilim ve fen de olduğunu, "istikbalin de göklerde" olduğunu söylemiştir. Kaç yıl geçmiş olmasına rağmen ne Atatürk ne de söylemleri unutulmuş, bizzat her söylediği önümüzde durmakta ve yaşanmaktadır. Günü kurtaran ya da gündemi meşgul edip kurtardığını sanan siyasilerle, bize ilerici bir Cumhuriyet armağan eden Atatürk kıyas dahi edilemez. Komik oluyorlar sadece. Günümüz tamamen bir tiyatrodur. Bu tiyatroyu İsmet İnönü 1953 yılında kürsüden Menderes'e şu şekilde özetleyecekti; “Biz, hukuk dışı bir rejimin kurulmakta olmasıyla karşı karşıyayız. Açıktan uygulanan yeni rejimle vatandaş sorgusuz, müdafaasız mahkûm edilmektedir. Tarih kürsüsünden halinizi seyrediyorum. Suçluların telaşı içindesiniz.” (İsmet İnönü, 14 Aralık 1953) Sonu malumdur... İncelemen ve ithaf'ın için gerçekten çok teşekkür ederim. Düşüncen için çok sağol. Bilimkurgu serisine durmadan tam gaz devam etmen dileğiyle. Eline, emeğine sağlık.
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Güzel bir haber verdin. İncelemelerini merakla bekliyorum. Benim için de seninle bileği alışverişinde olmak, fikir tartışmalarına girmek son derece değerli. Teşekkür ederim güzel yorumun ve katkın için.
Elinize sağlık, Dünyalar Savaşı'nı okurken altını çizdiğim, kenara not ettiğim bakış açıları vardı beni düşündüren, tanıdık gelen. Ama onları Nutuk'tan hatırladığımı fark etmemiştim. Bir tur dönüş yapıp ikisini de tekrar etmek istedim. Teşekkürler.
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Çok naziksiniz, teşekkür ederim. Tekrardan okursanız ben de sizin düşüncelerinizi okumak isterim.