8/10
·246 syf.··
Beğendi
·
2018 118. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2018 18:06
"Her insan hayatı hesaba sığmaz anlamlar taşır." "Ah, bayanlar baylar, insan hiçbir şeyi, hiçbir kimseyi ciddiye alamayınca yaşamak ne kadar da hüzün verici!" Milan Kundera'nın 1958-68 arasında yazmış olduğu yedi hikayenin birleşmesiyle oluşturulan kitap, aslında farklı yerlerde geçen bu iki cümleyle de özetlenebilir. Kundera'nın "yazarken en zevk aldığım romanım" dediği kitap bende aynı etkiyi uyandırmadı. Bunun en önemli nedeni kitaptaki karakterlerle ciddi anlamda bağ kuramamam oldu sanırım. Son bölüm olan "Edward ve Tanrı" parçasını çıkarırsak kitapta şaşırtıcı hiçbir şey yok. Kundera'da alıştığımız üzere, kimlik sorunları, cinsellik ve ikili ilişkiler yoğun bir şekilde işleniyor. Her bölümde de hayata dair önemli düşüncelerin yer aldığını söyleyebiliriz. İlk altı bölümde şahsen beni en çok etkileyen "Kolokyum" bölümü oldu. Beş karakterin de iç dünyalarını, olaylar karşısında tepkilerini çok hoş okuyoruz. Son bölüm ayrı bir şekilde değinilmeyi hak ediyor, ayrıca güzel bir sinema filmine de ilham verebileceğini düşünüyorum... Bir köyde genç bir öğretmen olan Edward, daha sonra sevdiği kız, Tanrı, müdüre, mesleği ve vicdanı arasında kalıyor. Bu kısa öykü "Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği" gibi uzun bir romana da dönüştürülebilirdi, hoş olurdu bence...
Edebiyat
Gülünesi AşklarMilan Kundera · Can Yayınları · 20141,205 okunma
··
162 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ölümsüzlük kitabını çok severek okumuştum ben. Sadakat sorunu yine var ama zaten günümüzün en büyük sorunu değilim sadakatsizlik. Eşe, dosta, anaya babaya sadakatsızlık :)
arifsahin
Gönderi Sahibi
Onu da okuyacağım tabii ki, tüm Kundera kitapları gibi, inanç ve sadakat şüpheli konu mesela burada Edward'ın sorduğu gibi, "Eğer Tanrı'ya bu kadar kolay ihanet ediyorsan, insana yüz kat kolay ihanet edersin, değil mi?"
Son günlerde Kundera'nın Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği ni sindirmeye çalışırken sizin bu kitaba dair alıntılarınıza denk gelmiştim, merak ediyordum düşüncelerinizi. Kundera da alışkanlık haline gelen konuları ve üslubu sevemedim ben nedense. Gerçi sadece iki kitabını okudum birini hiç hatırlamıyorum orası ayrı. Yiğidi öldürüp de hakkını yemiş olmayayım, kitaplarının bazı bölümleri gerçekten yerinde tespitler, onaylamadan duramayacağımız cümleler içeriyor ve insanı farklı açıdan bakmaya ve düşünmeye sevk ediyor. Kitabı cümle cümle ayırsam fena bir kitap değil gibi ama bütüne odaklanınca beni itiyor şahsen. Neyse, inceleme yazıp içimi boşaltamayınca yorumlarda durmak bilmiyorum:) Elinize sağlık inceleme için de teşekkürler...
arifsahin
Gönderi Sahibi
Ben de teşekkür ederim, Kundera için ben de benzer düşünüyorum, bazen kendisini tatmin etmek için konuyu fazlaca dolaştırdığını ve bazen kendini kaptırıp cinsellikle ilgili gereksiz ayrıntılar düzenlediğini düşünüyorum. Mesela, bu kitapta yer alan "Edward ve Tanrı" bölümünde olduğu gibi, varoluş ile ilgili açıklamaları sürdürse fena olmaz ama aşırı derecede cinselliğe girince ben de yer yer sıkılıyorum doğrusu... Bütüne odaklanmak yorucu olabilir, bazen ben de bölümleri okumaktan çok sıkılıyorum, bu açıdan Camus'ya benzetebiliriz.
Benim sıkıntım ilişkilerini ele aldığı insanlarla. Tek bir karakterde bile sadakat duygusu göremeyince sinirlerim zıpladı haliyle. Bir de bunların normalmiş gibi lanse edilip altını derin felsefik yorumlarla süslemesine iyice kıl oldum. Camus ile pek bağlantı kuramadım, her ikisini de okudukça fikrim oluşur ve karşılaştırma yapabilirim anca.
arifsahin
Gönderi Sahibi
Evet, o sadakatsizlik konusu bana da biraz kopuk geliyor, bazen "yuh artık!" Oluyor insan, o biraz da sistemle ilgili diye düşünüyorum