Bir Şehir
Bir şehir. Tekrar eden kısa seyahatler. Köklerini arayan bir adam gibi yorgun, gibisi fazla. Anavatanı sayılır neredeyse, anne tarafı buralarda, eş dost akraba. Bütün gidemeyişlerinin yerine koyuyor belki de bu şehre gelmeyi, ara sıra olsa da. Sanki burada doğmuş da ayrılmış gibi veya sanki doğduğu yerden buraya taşınmış gibi bir süreliğine de olsa, değil ama değil hiçbiri değil. Ruhuyla arasına giren mesafelere benziyor bu yüzlerce kilometre. Çarşı pazar yerli yerinde, eliyle koymuş gibi buluyor her gelişinde. Sabah yürüyüşleri iyi geliyor belki de, öğle yemeği hatta. Lahmacun ve ayran ve dondurma. Yalnız tabi ama boğazından geçiyor bir şekilde, aç bir insan sonuçta. Küçük bir şehir, bir ucundan bir ucuna yürüyerek dolaşıyor iki saatte, anlam yüklemeye çalışıyor şehre ama beyhude bir çaba. Kuzenleri var, hiç yoktan iyi. Çay içiliyor, neşeli sohbetler tabi çocukça, çocuk gibi, çocukluğundaki gibi, sahte de olsa biraz, ruhu kısa bir an da olsa açılıyor, katarsis. Üstelik yakınlarda bir kasaba da var, asıl derin kökleri orada. Dağlar uzanıyor,yollar daralıyor,doğa bereketli her çileye rağmen, insan alışmış olduğu her şeye düşe kalka yeniden alışıyor, zaman çaresiz ve belirsiz. Bu şehre kuş gibi,at gibi,sürüngen gibi geliyor, değişiyor geliş şekilleri. İçsel bir yolculuk bu, bir kadına olan hasret gibi coşkulu kimi zaman, ayrılık kadar yaralayıcı çok zaman, belki de tanımıyor henüz kendini. Her insanın, her evin bir kokusu olduğu gibi her şehrin de bir kokusu var kendine özgü. Koklamakta zorlanıyor bir süredir, yine de nefes alıyor işte alabildiği kadar, yorgun. Bir şehir. İnsan ne anlatabilir bir başkasına? Neşe ile hüzün arasındaki geçişlere hayret etmiyor eskisi kadar. Bir gün bir kitap okumuştu bu şehirde, hayatı değişmemişti ama hissetmişti farklı bir şeyler yine de, genç sayılırdı çok hem de, o eski evde. O ev şimdi yok, öyle bir ev ki üstelik bir yaratık gibi canlı olduğuna şahitti yüreği. Eski bir radyo sustu şimdi yok, buz gibi taşların yalınayak soğukluğu şimdi yok,ufacık gizemli bahçe şimdi yok, ayarını tutturamadığı garip çeşme şimdi yok. Bazı evlerin insan kadar ömrü yok, bazı insanların ev kadar ömrü yok. Bir şehir. Daha az konuşuyor artık, susuyor daha çok. Görmediği yüzlerce şehir geliyor aklına, bir şehir bir başlangıç bir hayat arıyor..
Etkinlik
··
39 Gösterim
6 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Eline sağlık Osman, hangi şehir belli değil ama güzel olmuş, bir şehrin sana hissettirdiklerini vermişsin gani gani. Teşekkürler tekrar.
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim ben de , seviyorum teşekkür etmeyi anladın onu sen :) Elimden gelen bu kadar oldu umarım daha faydalı olacağımız anlatılar olur sağ olasın emeklerin katkıların için eksik olmayasın.
Bir kere de ruhumuzu güldürecek, içimizi ısıtacak şeyler yaz yahu. :) Yazdıklarını Harry Potter'ın cast seçimlerine gönderseydin, ruh emici olarak rolü kaparlardı kesin. :) Yaşama isteğimizi arttıracak şeyler de okumak isterim senin kaleminden. Ve tabii ki eline sağlık. :)
Osman Y.
Gönderi Sahibi
İnan çok istiyorum neşeli şeyler de yazmak :) Bakalım ya nasip. Teşekkür ederim yorumun için eksik olma sen çok iyi bir eleştirmen ve okursun :)