112 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Bu dünyadan bir Nazım geçti.

Kimisi için aşk şairi, kimisi için vatan. Seveni de çok sevmeyenide. Vardır herkeste Nazım'dan parçalar.

Nazım gibi sevmek,
Nazım gibi bakmak,
Nazım gibi haykırmak,
Nazım gibi hür olmak,
Nazımın penceresinden görmek, yaşamak, direnmek, özlemek ve ağlamak,...
Nazım olmak, Nazım olmak... Durup bakmak, Nazım olamamak...

"Doğrultup belimizi kalktığımızdan beri iki ayak üstüne,
kolumuzu uzunlaştırdığımızdan beri bir lobut boyu
ve taşı yonttuğumuzdan beri
yıkan da, yaratan da biziz,
yıkan da yaratan da biziz bu güzelim, bu yaşanası dünyada.
Arkamızda kalan yollarda ayak izlerimiz kanlı,
arkamızda kalan yollarda ulu uyumları aklımızın, ellerimizin, yüreğimizin,
toprakta, taşta, tunçta, tuvalde, çelikte ve pılastikte.
Kanlı ayak izlerimiz mi önümüzdeki yollarda duran?
Bir cehennem çıkmazında mı sona erecek önümüzdeki yollar?

Çocukların avuçlarında günlerimiz sıra bekler,
günlerimiz tohumlardır avuçlarında çocukların,
çocukların avuçlarında yeşerecekler.
Çocuklar ölebilir yarın,
hem de ne sıtmadan, ne kuşpalazından,
düşerek de değil kuyulara filân;
çocuklar ölebilir yarın,
çocuklar sakallı askerler gibi ölebilir yarın,
çocuklar ölebilir yarın atom bulutlarının ışığında
arkalarında bir avuç kül bile değil,
arkalarında gölgelerinden başka bir şey bırakmadan.
Negatif resimcikler boşluğun karanlığında.
Kırematoryum, kırematoryum, kırematoryum.
Bir deniz görüyorum
ölü balıklarla örtülü bir deniz.
Negatif resimcikler boşluğun karanlığında,
yaşanmamış günlerimiz
çocukların avuçlarıyla birlikte yok olan."

Nazım Hikmet

Çağının yaşattığı korkunç tehditlere karşı kalemiyle, düşüncelerini damıta damıta karşı durmuş, büyük bir şair. Vatan şairi, sevda şairi, özgürlük şairi, kavganın şairi... Şairi Azam'dır Nazım, yeri doldurulamayacak, tek bir şiirle değil, tüm şiirleriyle rakipsiz bir şairdir. Tüm şiirleriyle farklı yönlerimize değiniyor, nasıl da çarpıcı anlatıyor bizi bize...

"Tahta, beton, teneke, toprak, saman damlarımızla iki milyardan artığız,
kadın, erkek, çoluk çocuk.
Ekmek hepimize yetmiyor,
kitap da yetmiyor,
ama keder
dilediğin kadar,
yorgunluk da göz alabildiğine.
Hürriyet hepimize yetmiyor.
Hürriyet hepimize yetebilir
ve sevda kederi,
hastalık kederi,
ayrılık kederi,
kocalmak kederinden
gayrısı aşmayabilir eşiğimizi.
Kitap hepimize yetebilir.
Ormanlarınki kadar uzun olabilir ömrümüz.
Yeter ki bırakmayalım, yaşanmamış günlerimiz yok olmasın çocukların
avuçlarıyla birlikte,
boşluğun karanlığına çıkmasın negatif resimcikler,
yeter ki ekmek ve hürriyet yolunda dövüşebilmek için yaşayabilelim. "
Nazım Hikmet

Ve Nazım kendisini şöyle ifade eder;
"Ben bir insan
Bir Türk şairi Nazım Hikmet
ben tepeden tırnağa insan
tepeden tırnağa kavga, hasret
ve ümitten ibaret..."

Madem seveni sevmeyeni anarak başladık biraz da değinmek lazım hayatına.Nazımla ilgili kısa bir anekdotla devam edelim...

Nazım Hikmet Bursa Cezaevi’ndeki günlerinde koğuş arkadaşlarını okumaya ve yazmaya yönlendiriyordu. Aynı zamanda da cezaevi yönetimine yardım ediyordu. Birgün cezaevi denetimine Adalet Bakanlığı’ndan bir müfettiş geldi. Uzun süren denetimlerden sonra müdüre, ”Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir?” dedi ve hemen Nazım’ı odaya getirdiler. Koltuğa iyice yayılan müfettiş yukarıdan bakarak Nazım’ı iyice süzdü, ”Demek Nazım sizsiniz” dedi, fakat oturması için yer göstermedi. Kısa bir konuşmadan sonra ise gidebileceğini söyledi. Nazım tam kapıdan çıkarken durdu.

Nazım: Ömer Hayyam adını duydunuz mu?
Müfettiş: Kim duymaz Hayyam’ı?
Nazım: Hayyam zamanında İran hükümdarı kimdi? diye sordu ve devam etti.

”Görüyorsunuz sanatçıyı anımsadınız ama hükümdarı anımsamadınız. Yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama dönemin Adalet Bakanı’nı ve sizi kimse anımsamayacak.

Böylede oldu, unutulmadı. İster sevsin ister sevmesin herkeste yer edindi Nazım. Hatırlanıyor, seviliyor, karşı çıkılıyor, ölümsüzlüğünü sonuna kadar yaşıyor anılıyor.

Okuyun, okutturun. Nazım okuyan biri kötü olabilir mi hiç?

Keyifli okumalar!