352 syf.
·18 günde
  "Eğer bir yalanı yeterince uzun, yeterince gürültülü ve yeterince sık söylerseniz, insanlar inanır. İnsanları, bir yalana inandırmanın sırrı, yalanı süreki tekrar etmektir. Sadece tekrar, tekrar ve tekrar söyleyin."

1947 de yazılan, kendinden 37 yıl sonrasını gören bu kitap bize gösteriyor ki, politika her zaman aynıydı bu sebeple 1984, kendinden 35 yıl sonraki 2019 dan çok da farklı değil, belki bir tık daha distopik.

  II. Dünya savaşı sonrasında ortaya çıkan faşist baskıcı rejimleri konu alıyor. İnsanlar tek bir gerçek olduğuna inandırılmaya çalışılıyor ve farklı bir düşüncede olmalarına asla izin yok! Olaki 'doğru' ya da onlara göre 'yanlış' düşündünüz o zaman düşünce polisleri düşünce suçundan dolayı düşünmeden sizi buharlaştırma yetkisine sahip. Her şeyi onların sınırladığı ölçüde yapmak zorundasınız. Zaten yapmasanız, tele-ekranlar her yerde... Normalinden farklı bir nefes alışınızı bile fark ediyorlar.

 Hangi politika medyasız geçirilebilirdi ki. İnsanların birbirinden nefret etmelerinin en kolay yolu budur. Buna gerçeği shoplamak diyorum. Kolu kulağa, kulağı burna,  gözleri bakıp göremeyecek duruma getirip, düşünmeniz için yardımcı olacak organı ise jöle kıvamına getirecek bir "SANAT" icra ediyorlar.

 Kitabın bir yerinde ki "Aynı kökten çıkan bir çiçek öbeği iki renkliydi, mor ve kiremit rengi." Sözlerini bir kaç defa üst üste okudum. Kanımca çok güzel bir anlam taşıyor. Mor renk, duygusallığın, bereketin, ilhamın ve dinginliğin rengi, solgun kımızıyı temsil eden kiremit rengiyse, ateşin, tutkunun ve öfkenin rengidir. Bana öyle geliyor ki bu çiçekler biz insanları yansıtıyor -genellikle kımızı daha çok sevilse de- hangi duygu bizi temsil ederse etsin hepimiz aynı kökten çıkıyoruz, insan kökünden ve insan isterse tüm dünyayı değiştirebilir. Nitekim öyle de oluyor...

 Genelde barış adı altında savaşlar çıkararak yapıyor bunu. Kendi türünden olanları bir bir ayırarak. Sömürerek de yapıyor, para için yapıyor, petrol için yapıyor, canı sıkılıyor yine yapıyor. Bu insanların inandığı şey "GÜVERCİN YOK! ZEYTİN DALI YALAN! YALANDAN KİM ÖLMÜŞ!.." Hatta belki barış silahıyla en başta güvercini vurmuştur, bunu bilemeyiz, neden? Çünkü MEDYA!..

  Aşık olamıyorsunuz mesela. Karşı cinsle ilişkileriniz partinin sınırladığı ölçüde oluyor. Bunun için örgütler bile kuruluyor. Ama bilmem kaç yüz yıllık canlının iç güdülerini bir kaç on yılda elbette köreltemezlerdi. 1984 'te herhangi bir dine de sahip olamıyorsunuz. "TANRI İKTİDARDIR!.." parti üyesiyseniz partinin koyduğu emir ve yasaklara uymak zorundasınız! Uymazsanız bittabi cehennem ve zebanisi sizi gerçek cehenneme götürmek için misafir ediyor.

 Aslında kitap hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki! Benim son olarak şahıslar hakkında bir şeyler söylemem gerekirse şimdikilerden ayırmadan rahatça okuyabilirsiniz ben bir kaç yerde isimleri değiştirdim. Çok zevkli oluyor!.. :)) Kitabı kesinlikle, kesinlikle ve kesinlikle tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar.