9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2019 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2019 14:18
Kitaba ilk başladığımda dedim ki kendime; ‘’Mehmet Hocam, bu sefer aceleye gelmiş sanki…’’ Ve kendimce zaman koydum bitirmek adına- ‘’10-15 günde bitireyim’’- diye. Lakin, akşamın beşi olmuş, önümde iki güne çevirisi bitirilmesi gereken kağıt yığını dururken ben inceleme yazıyorum. Karşımda kütüphane görevlisi koca gözlüklü kitap kurdu delikanlının elinde başka kitap var dikkatimi çeken. Yavaşca gittim yanına ve sordum ‘’Dün kütüphaneye bağış yapılan elindeki kitap ( Yola Düşen Gölgeler) nerede?’’ diye. Kaderin en ballı yerine düşen genç kitap dostum cevap verdi kitapseverlere has o güzel tebessümüyle; ‘’ Hocam çok güzeldi, dün çıkarken bitirmiştim zaten.’’ Yaklaşık 2 yıl önce, hem de tam doğum günümde imzalı bir kitap kargosu almıştım, ‘Tuna’ın Türküsü’. Ve yine bir Şubat ayında imzalı ve samimi notuyla süslenmiş yeni bir kitap kargosu daha. Mehmet hcm hoşgörsün ama doğum günlerinde sadece banka mesajlarıyla hatırlanan biri olarak kitabın o notunu sosyal medyada herkesle paylaştım diyebilirim. Velhasıl ilk incelememde de dediğim gibi; cinsi erkek grubundaki türü tükenmiş böyle nezih, zarif ve latif kalemlerin beyinleri tıbben koruma altına alınmalı bence :) Kitaba gelecek olursak; gösterişsiz, bizden, duru bir anlatımla ve giderek kendini açan bir roman. Sanki kendimi aynada gördüm okurken. Şöyleki; ilk girdiğim mekan ve muhabbetlerde biraz soğuk, sessiz, düz ve ayrıntısız başlarken ruhen yakın olduğum dostlarla dilim açılır, hayal gücümün sınırları zorlanır, perdeler kalkar. Kitap da sanki öyle başladı ama açıldıkça açıldı, sardıkça sardı. Bence yazar önce okuruyla selamlaşmış, biraz soluklanıp yüreğini açıvermiş olanca samimiyetiyle. Sanki o otobüsteymişim de, hergün gördüğümüz o insanlar yanı başımızda. Yani anlatım sade, güçlü ve akıcı.Tenkitler yerinde, iddiasız ama tesirli. Hatta bir kelimenin altında bile onlarca yorum, eleştiri var okuyabilene... Ve yazar o kadar samimi yazmış ki, kitabı okuyan okurlar yazarın Samsunsporlu, aşırı empati sorunu ile imtihanı olan bir kız babası olduğunu anlayabilir. Hatta şu cümlede yazarı bulmak da kabil bence; ‘’Ideolojik gömlekler giymiş olanlar için o, anlaşılmaz birisi olmuştu. Kendisini, "Illa da bir kimlik istiyorsanız demokrat ve insan deyiverin." diye nitelendiriyordu. Mesela o, birbirleriyle hasım ve mahkelemik olan Sabahattin Ali'yi de okuyordu, Nihal Atsız'ı da….’’ Ek olarak, bence yazar ‘’Gezi yazıları ve Tarihi romanlar ‘da yazmalı, bunu esirgememeli okurlarından. Zira bu konuda donanımlı ve tecrübeli. Velhasıl; Kahrolsun cep telefonları, kavuşup da sevemeyenler, ruh hastası politikacılar, savaş yanlısı din tüccarları… Kahrolsun haksızlık karşısında susup, arkadan gövde gösterileriyle şov yapan mahluklar… Kahrolsun partizanlık, fanatizm, beyinsiz siyaset… Ve yaşasın Samsunspor… Yaşasın Samsun Pidesi ve kitaplar… Yaşasın kitap dostlukları… (Son olarak; 1-Bosna katliamı ile ilgili film önerileri rica olunur inceleme okurlarından, okuyorlarsa tabii:)) 2- Biri beni bu kütüphaneden kurtarsın -https://1000kitap.com/incierdem -, gözlerim çok acıyor ve bugün 4 kitap daha aldım ve hala tarih ve coğrafya cahiliyimmm…) Hayat yolculuğunda; samimi, güzelim kitap dostları ile yolculuklar ve keyifli okumalar dilerim …
Yola Düşen GölgelerMehmet Yılmaz (Samsunlu) · Roza Yayınevi · 2019173 okunma
··
294 Gösterim
18 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Sueda Hanım yazdığınızın üzerine ben de daha ne yazabilirim bilmiyorum. Gayet güzel, ince yorumlamışsınız. Elinize sağlık.
Spoiler vermeden bir kitap ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi..yüreğinize sağlık Süeda hanım.. o kadar iyi anlamışsınız ki.. Ben dün Aida'nın hikayesinden sonra kalakaldım :( sanırım hazmetmem için bir gün gerekti. Bu gün inşallah bitirebilirim.
Zeyneb Öztürk
Gönderi Sahibi
Gözlerinize sağlık Simal hcm...:))) keyifli okumalar
İnceleme için çok teşekkür ederim. Bir yazar için eserin beğenilmesi ve anlaşılması önceliklidir. Sueda Reyyan Hanım gibi bir kitap dostu ve gönül insanının beğenisine mazhar olmak gerçekten güzel bir duygu. Roman da tıpkı otobüs gibi yola çıkıyor aslında, çok da hızlı değil. Sueda Hanımın tespit ettiği gibi bir merhaba faslı adeta bu. Sonrasında yol olanca hızıyla devam ediyor elbette. Bitmiş bir romanın ardından yazarın kendini izah etmesi bazen boşa oluyor ancak burada anlaşıldığımı hissetmek beni mutlu etti. Bir yazar olarak kendi ürettiğim roman karakterlerine ben de sempati duyabiliyor, kızıyor hatta itiraf edeyim aşık bile olabiliyorum :) Bu romanda güncel dertlerimizi, güncel dertlerimizin müsebbibi olanların isimlerini kullanmadan anlatmaya çalıştım. Sonuçta insanlığın acıları aynı, değişen sadece isimler. Romanda İbn-i Haldun'un dediği gibi "suyun suya benzemesi gibi, geçmiş de geleceğe benzer." Sueda Hanım, size tekrar teşekkür ediyorum, beni okuduğunuz, kütüphanelerde okuttuğunuz yahut dinlediğiniz için... Dahası anladığınız için. Eksik olmayın efendim.
Zeyneb Öztürk
Gönderi Sahibi
Siz de..varlığınız için :))))
Coğrafya eğitimi alıp, tarih öğretmenliği yapıp, edebiyatla ilgilenen biri olunca hepsini sentezleyebiliyorum belki de... :) Bu arada aslında hazırlıklarını yaptığım bir seyahat kitabı çalışmam var benim. Hatta ismi Balkanlar'dan Türkistan'a... :) Bosna, Romanya, Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya-Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan gezi notları... Ancak şimdilik bekletiyorum.
Bosna ile ilgili snow(kar) filmini önerebilirim savaş döneminden sonra küçük bir köyde insanların yaşamını konu alıyordu , bir de TRT'nin altı bölümlük Alija dizisini izleyebilirsiniz :)Ayrıca incelemeniz için elinize sağlık
Zeyneb Öztürk
Gönderi Sahibi
Tsk ederim