Kitabımızın içinde 5 tane kısacık öyküler var. Öyküler kısaydı ama okuduğumuz kurgu ve olay örgüleri her bakımdan doyurucu nitelikteydi. Başka bir kitapta olsa bir yerden sonra gözümüzün noktayı aradığı uzun cümleleri okuyucuyu baymamış aksine kitaba daha da çok bağlamıştı. İster istemez kopamıyorsunuz, virgülden sonra gelecek cümleyi merakla takip ediyorsunuz. Noktayı bulduğunuz anda ise beyninizde yanan zafer sinyalini her bir hücrenizde hissediyorsunuz.
.
Zweig'ın öykülerinde genelde karamsar bir hava sezinlersiniz. Psikolojik buhranlar, intiharlar, depresyon veya insanı depresyona sürükleyecek duygular, hırslar... Bu kitabında da yine o havayı soluyacaksınız. Merak etmeyin öyle sizi içine alan, modunuzu düşüren bir kitap olmayacak ama size mutluluk vereceğini de söyleyemem. Zweig'ın psikolojiye olan ilgisi ona müthiş bir karakter inceleme yeteneği katmış. Karakterlerini kanaviçe işler gibi işliyor satırlarına. İlmek ilmek dokuyor. Zihninizde beliren silüetler ete kemiğe bürünüp dikiliyor karşınıza. Tıpkı bu öyküsünde okuduğumuz hizmetçi kadın gibi, gezgin gibi, Fransız Albay ve diğerleri gibi. Hepsi aklımda birer iz bırakıp gittiler.
.
Stefan Zweig son zamanlarım en popüler yazarlarından birisi ve bana göre gerçekten bu popülerliği hak ediyor. Kendisine muhakkak bir şans vermenizi isterim.