·160 syf.····Okunma: 31 Mart 2019 15:19 Freud, psikoloji dersinde hocamızın sıkça kuramlarına değinip övmeyi de ihmal etmediği kişilerden biri... O ve kuramı üzerine daha verimli bir şekilde düşünüp tartışmayı planladığımdan dolayı bu seferki seçimim "Çocukta Fobinin Analizi"(Küçük Hans Vakası) kitabı oldu. Freud ile ilgili birçok söylem var. Kuramları, sosyal yaşantısı ve kişiliği sürekli tartışma konusu olmuştur. Freud'u sevdiğim söylenemez fakat onun düşünme tarzı ve zekası benim için fazlasıyla etkileyici... Freud'un her şeyi cinselliğe bağladığı söylenir hatta birçok kişinin gözünde sapıtmış biridir. Kitabı okumayı planlayan arkadaşlara bu tarz indirgemeci bir düşünceyle kitabı okumamalarını öneririm. Eminim ki kitapta: "Bu adam ne diyor yahu?" diyeceğiniz kısımlar fazlasıyla olacaktır.
Biraz vakamızdan bahsedelim o zaman.
Freud'un küçük hastası olan Hans'ın atlara karşı fobisi oluşmuş ve bu fobi zamanla başka korkuları türetmiş. Küçük hastamız için sokağa çıkmak da zamanla korkunç bir hâl almış. Hans'ın tedavi sürecinde en önemli faktör de Freud'un belirttiği gibi babası olmuştur. Kitabın büyük bir bölümü Hans'ın babasının tuttuğu notlardan oluşmaktadır. Baba, çocuğun tedavisi için önemli olabilecek karşılıklı konuşmaları ve çocuğun söylemlerini not alıp profesöre(Freud) gönderir. Babanın aktardıkları çoğu kez Freud'un kuramını destekleyecek niteliktedir.
Hans'la ilgili ilk notlar henüz üç yaşını tam doldurmadığı döneme ait. Bu dönemde Hans "çiş aygıtı" diye adlandırdığı uzvu hakkında konuşup sorular sorarak bu uzva olan yoğun ilgisini ortaya koyar. Freud, "Çocuklar İçin Cinsel Kuram" adlı çalışmasında ele alınan kuramların en önemlilerini de bu vakada ele almıştır. Daha iyi anlaşılması için kabaca Freud'un düşüncesinden bahsetmek istiyorum.
Sıgmund, insanın en huzurlu zamanlarını anne rahmindeyken geçirdiğini hayatındaki en büyük acıyı doğarken yaşadığını ve hayatı boyunca yine anne rahmindeki mutluluğu ve huzuru yakalama arzusunda olduğu, fakat boyle bir şeyin mümkün olmadığı gibi insanın da hayatta mutlu olmasının biraz zor olacağını düşünür. Bu nedenle kuramlarında anne figürü önem taşır.
Biraz da Freud'un psikoseksüel gelişim kuramına göre Hans'ın bulunduğu gelişim evresi( Fallik Evre) hakkında bilgi vermek istiyorum çünkü Hans'ın davranışlarının bu evreyi desteklediği düşüncesindeyim.
- Fallik Evre: 3-6 yaşları arasında geçen evredir. Cinsel ayrılık ve cinsiyet farkları ilk bu dönemde öğrenilir ve çocuğun ilgisi cinsel organına yönelir. Onu keşfeder. Bu dönemde çevreden uygun rol model araştırmasına girilir ve ilk cinsel arzular gelişir.
Bu dönemde sorun yaşayan birey girişimci ruhtan yoksun, aşırı çekingen bir karaktere sahip olma eğilimi gösterebilir.
Fallik evre ile ilgili bilinen en önemli saplantılar oedipus ve elektra kompleksidir. Bu iki durumda çocuk karşı cinsten ebeveyne ilgi duyar ve hemcins olana düşmanlık besler yine de içten içe cezalandırılmaktan korkar. Oedipus erkek çocuğunun anneye, elektra ise kız çocuğunun babasına olan ilgisine verilen isimdir. -
Hans 3,5 yaşında çiş aygıtı diye belirttiği cinsel organını tanımasıyla etrafındaki canlı-cansız ilgisini çeken her şeyin de aynı onunki gibi bir çiş aygıtı olduğu düşüncesine kapılır sıkça babasına bu konuda sorular sorar. Çocuk bu dönemde fazlasıyla meraklıdır ve bu merakı giderilmediğinden çoğu kez karmaşa yaşamaktadır. Kız kardeşi dünyaya geldiğinde Hans için durumlar daha karmaşık bir hâl alacaktır çünkü kız kardeşinin çiş aygıtı hiç de onunkine benzememektedir. Bir de ona kardeşini leylekler tarafından getirildiği masalının anlatılması ileride zihninde çatışmalara sebep olacaktır.
Hans bu dönemde babası ve kız kardeşine sürekli düşmanlık besleyecek ve bu düşmanlığın ana sebebi de tabii ki oedipus kompleksidir.
Annesini ondan uzaklaştıran her şeyle yarış içinde olacaktır. Freud bu dönemde çocuğun rüyalarını, davranışlarını, konuşmalarını o kadar iyi bağdaştırıyor ki fobisiyle- hastalığın altında yani bilincin derinliklerinde bastırılmış olan gün yüzüne çıkarıldığında oldukça şaşırıyorum.
Örneğin küçük hastamızın at korkusu (atın parmağını ısırması, atın düşmesi, atın patırtı çıkarması gibi korkular)var. O dönemde atlı arabalar çok yaygın olduğundan Hans sokağa da çıkmaya korkacak. Bir süre sonra Hans, eşya taşıyan atlı arabalardan kaçacak. Hans'ın daha ileriki vakitlerde küvetle ilgili korkuları oluşmaya başlayacak. Hadi bunların derinliklerine inelim...
Hans sürekli annesinin yanında uyumak istiyor ama babası buna karşı çıkıyor.(annesinin yanında uyumaktan haz duyuyor) ve babasının ona kızdığında verdiği tepkiyi atın patırtı çıkarmasıyla özdeştiriyor. Babasının çiş aygıtıyla(büyüklük) ondan üstün olmasından dolayı babasını onun için büyük bir varlık olan atla özdeştiriyor. Kimi zaman babasının ölmesini istiyor, belirtiyor(Hans bir gün bir atın düştüğüne şahit oluyor ve babasına atın öldüğünü söylüyor bu nedenle de atların düşmesinden de korkmaya başladığını ifade ediyor.) Hans, annesiyle başbaşa kalabilmek için babasının ölmesini istiyor(rakip olarak görüyor) fakat babasına duyduğu sevgiden dolayı da içsel bir çatışma yaşıyor ve bu istekleri yüzünden cezalandırılıp daha kötüsünü yaşayacağını düşünüyor. Şimdi bunun atın düşme korkusunu oluşturmasına bakalım. Hans'a göre at büyük bir varlık ve büyük bir çiş aygıtı var. Bu özellikleri babasında da gördüğü için babasını atla özdeştirecek atın düşmesinden korkakacak çünkü onun ölmesi babasının ölmesini arzuladığını hatırlatacak bilincinde. Bu da mislini çekeceği düşüncesini alevlendirecek ve fobinin oluşmasının sebepleri arasına girecek. Atın parmağını ısırmasından korkması(parmağı kaybetme) veya "sürekli zaten ben büyüyünce çiş aygıtımda büyüyecek" diye kendini tesselli etmesinin temelinde de çiş aygıtına dokunmasına kızan annesinin ona dokunursa eğer kesmekle tehdit etmesi sonucu olarak çocukta kastrasyon kompleksinin oluşmuş olduğunu fark edeceğiz. Fobinin derinliğinden bu kompleks karşımıza çıkacak. Peki, kastrasyon kompleksi nedir?
[ Kastrasyon Korkusu:Fallik dönemde erkek çocuk için penis, çocuğun bütün benliği için, varlığı ile eşdeğer bir anlam ve önem kazanır. Toplumsal tutumların da desteği ile erkek çocuğu kız çocuktan ayıran bu değerli (Üstün) organla ilgili olarak çocuk zihninde bir takım korkular gelişir. Erkek çocuk, kız çocukta penis olmadığını farkedince bunun kendisinde de yok edileceği kaygısı duyar. Ayrıca, ailede ve toplumda çocuğun yaramazlıklarına, penisi ile oynamasına, gece işemelerine karşı bir ceza olarak penisin sıklıkla kesileceği söylenir. Bu korku iğdişlik korkusu olarak bilinir. Bu korkunun varlığı yalnızca penisine zarar gelecek biçimde görülmez. Bir çok değişik ve gizli biçimlerde ortaya çıkabilir. Örneğin doğrudan doğruya bir yadsıma ile kız çocukta penisin olmadığını kabul etmemek; kızlarda da penisin gizli bir yerde, örneğin bacaklarının arkasında saklanmış olduğunu ya da sonradan büyüyebileceğini düşünmek biçiminde görülebilir.]
(Öncelikle toplumsal yapının ve tutumlarının bu anatomik farkındalığı kız çocuğuna göre üstünlükmüş gibi bir algı yaratmasına karşı olduğumu belirtmek istiyorum...)
Kitapta bu tarzda verilebilecek birçok örnek var. Göründüğü gibi çocuk yetiştirmek oldukça zor. Bizler çoğu kez kendi isteklerimize bakıyor ve düşüncesizce yaklaşabiliyoruz onlara oysa çocuğa vereceğimiz en ufak ters cevap bile ileride kötü bir etkiyle karşımıza çıkabiliyor.
* Ruhunun derinliklerine in ve ilk önce kendini tanımayı öğren. Bunu yaptıktan sonra, bu hastalığa neden yakalandığını anlayacak ve belki de bir daha hastalanmayacaksın...
İşte Freud derinlere inerek Hans'ı tedavi ediyor, bu vaka çalışmasını yayınlattığı dönemde insanlar tarafından büyük bir tepki alıyor, insanlar küçük bir çocuğun masumiyetinin kuram çalışmasının kurbanı olduğunu söylüyorlar. İlginç olan şu ki yıllar sonra yetişkin bir birey olan Hans, yayınlanmış olan vakasını okuduğunda kendine dair hiçbir şeyi anımsatmadığını ve hatırlamadığını belirtiyor. Freud ise bu sonuca varıyor:
"O halde analiz olayların unutulmasını engellememiş bizzat analizin kendisi de unutulmuştu. Psikanalizi bilenler, benzer şeyleri uykuda yaşayabiliyorlar. Bir rüya görüp uyanıyor, ertelemeden rüyayı yorumlamaya karar veriyor, çabasından hoşnut tekrar uykuya dalıyor ve ertesi sabah hem rüyayı, hem de analizi unutmuş oluyorlar."
***
Rüyalarla kalın 1k üyeleri:)
İyi okumalar diliyorum...