9/10
·128 syf.··
2019 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2019 00:00
Genel anlamda varlığı, özelde ise insanın kendi varlığını anlamlandırma noktasında felsefenin çok büyük bir rolü vardır. Temelde bir düşünme eylemi olan felsefe insan faktörünün olduğu her yer ve zamanda mevcuttur. Burada değişmeyen şey felsefenin varlığı ise de her insan ve toplumda yapılan felsefenin niteliği ve niceliğinde farklılıklar söz konusudur. Ömer Mahir Alper’in kaleme aldığı Felsefenin Doğası adlı eser, bize felsefenin ne olduğu, özü, nitelikleri, niçin gerekli olduğu; felsefe tarihçisinin özelikleri, görevleri; felsefe tarihinin nasıl yapılması gerektiği ile ilgili bazı fikirler teklif etmektedir. Kısacası eserde “felsefenin felsefesi” (metafelsefe) yapılmaya çalışılmaktadır. Alper, kitabında topladığı bu düşüncelerinin on yıllık gözlemleri ve okumaları sonucu ortaya çıkan semereler olduğunu belirtmektedir. Aralarında konu bütünlüğünün gözetildiği yazılardan oluşan ve aforizma-deneme tarzında kaleme alınan eser iki bölümden oluşmaktadır. “Birinci Kitap” adı verilen ilk bölüm 82; “İkinci Kitap” adı verilen ikinci bölüm ise 176 parçayı ihtiva etmektedir. Alper, eserin önsözünde felsefenin günümüzdeki durumundan yakınmaktadır: “İnsanın özünden fışkıran felsefe bir hakikat araştırması, bilgece bir hayatın esası olmaktan çıkarılıp araçsallaştırılmakta ve nihayetinde bir metaa dönüştürülmektedir” (s. 7). Bu bağlamda ilk bölümde felsefenin ne olduğu/ne olması gerektiği hususunda görüşlerini belirtmektedir. Ona göre felsefe, tüm kavramlar gibi henüz tamamlanmış bir varlığa sahip değildir. Felsefe her ne kadar diğer varlıklar gibi var olan özelliğine sahip olsa da “ben” felsefeyi düşündüğümde hem onun içinde hem de dışında olurum. Ancak diğer varlıkları düşünmem için onların benim dışımda bir varlıklarının olması yeterlidir. Yine diğer varlıklardan farklı olarak benim felsefeyi tanımlamam mümkün değildir. Zira felsefe durağan bir varlık değildir. O sürekli zaman ve mekân ile beraber değişim ve dönüşün halindedir. “Felsefenin doğası, onun belirli bir tanıma hapsedilmesine engeldir. Çünkü onun doğasının bir niteliği, var olmakta olan bir varolan olmasıdır” (s. 13). Alper’e göre her ne kadar felsefenin tanımını yapmak mümkün olmasa da, yine de felsefe hakkında aslî bir bilinç mümkün olabilmektedir. Sonuç olarak Alper’in kaleme aldığı Felsefenin Doğası, genel olarak yazarın hatırı sayılır bir sürede edindiği bilgi birikimini aktarmasından dolayı olsa gerek tartışılır meseleler ihtiva ettiğini söyleyebiliriz. Eserde yer yer tekrarlara düşüldüğü de olmuştur. Ancak farklı yerle konu bütünlüğü sağlamak adına yapıldığı düşünülen bu tekrarların çok dikkat çektiğini söyleyemeyiz. Alper’in bu eseri felsefî konulara en az orta düzeyde hâkim olan okuyucular tarafından zevkle okunacağını belirtmemiz gerekecektir. Deneme tarzında kaleme alınan eser, yıllarını hakikat arayışına adamış bir filozofun felsefe hakkındaki okunmaya değer mülahazalarını ihtiva etmektedir. Felsefenin Doğası, felsefî meselelerde yol kat etmiş ya da bu yolda ilerlemek isteyen beyinlere, felsefeyi farklı bir perspektiften görmeleri için bir şans vermektedir.
Felsefe
Felsefenin DoğasıÖmer Mahir Alper · Litera Yayınevi · 201131 okunma
·
32 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.