·424 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Eylül 2015 21:15 "Eğer bir kız seni uzun, çok uzun bir süre severse gerçek olursun. Ama sadece oyuncak olarak görmez ve gerçekten severse," diye devam etti.
"Canın yanar mı peki?" diye sormuş bu kez oğlan.
"Bazen. Ama Gerçek olmuşsan, acı çekmekten de korkmazsın."
Çok önerilen bir kitaptı "Eksik Parça"... Sürekli karşıma çıkıyordu ama bir türlü okuma moduna girememiştim. Geçenlerde Dost'da 2.kitabı "Bıçak Sırtı"nı görünce benim de bu seriye başlama zamanım gelmiş diye düşündüm ;)
Mara bir gece arkadaşlarıyla sırf eğlenmek için (Allah akıl fikir versin yahu, böyle eğlence mi olurmuş! Hiç bana göre şeyler değil.) eski bir akıl hastanesine gider. Artık o gece ne yaşandıysa Mara sabah gözlerini hastane yatağında açar ve hiçbir şey hatırlamamaktadır. Ailesi ona eski binanın çöktüğünü, Mara'nın arkadaşlarının enkaz altında kaldığını söyler. Ve o enkazdan sağ çıkan tek kişi de Mara'dır. Ancak Mara'nın trajedisi bu şekilde son bulmaz. Olaylardan uzaklaşabilmesi için ailesi başka bir yere taşınmayı göze almış olsa bile olanların yükü Mara'nın peşini bırakmaz. Mara o gece ve gerçek dünya arasında sıkışır sanki... Bu yüzden de beyni bir yandan o gecenin eksik parçalarını birleştirip kendini iyileştirmeye çalışırken bizler de Mara'nın yaşadığı ürkütücü olaylara şahit olmuş oluyoruz.
Öncelikle neden bilmiyorum Mara ismi bana inanılmaz itici geldi. Ya dedim başka isim mi bulamamışlar, bir ısınamadım kıza... Ama yaşadıkları, o sıradaki hali falan beni oldukça etkiledi. İnsanın kendi aklını, yaşadıklarının gerçekliğini sorgulaması çok zor bir şey... Kimseye güvenme tamam da kendine güvenememek, sürekli gördüklerinin gerçekliğini sorgulamak çok zor olmalı... Kitapta o kısımlar bize gayet güzel yansıtılmıştı. Mara ile birlikte biz de sorguluyorduk, "bana ne oluyor" dediğinde biz de soruyorduk aynı soruyu... O yüzden kabul ediyorum kitap sürükleyiciydi. Mara'nın anılarını kazandığı yerler, halüsinasyonları -ki gerçek de olabilir orası hala belirsiz-, hatırladıkları gerçekten ürkütücüydü.
"Sen de beni, benim seni istediğim kadar istiyorsun. Ve benim tek istediğim sensin."
Dilim, beynimle savaş halindeydi. "Bugün," diye fısıldadım.
Noah yavaşça, bedenime sürünerek ayağa kalktı. "Bugün. Bu gece. Yarın. Sonsuza kadar." Göz gözeydik, bakışları derindi. "Ben senin için yaratılmışım, Mara."
Noah tam sevilecek karakterlerden... Alıntılarımdan anlaşıldığı üzere kendisi söyledikleriyle, hatta sadece Mara'nın ayakkabılarını bağlamasıyla bile beni benden aldı. Resmen kendisinden beklenmeyecek bir şekilde Mara'nın ayaklarını yerden kesiyor. Gerçi kötü çocuk görünümünde olup içinden bal şeker çıkan erkek karakterlerden ne kadar bıkmış olsam da kabul ediyorum yine de Noah sevdiriyor kendini ;)
Pekı o zaman yıldızlarını nerden kırdım. Çoğu yer öylesine klişeydi ki off ya yine mi dedirtti bana... Mara'nın yeni bir yere taşınması, okulun en yakışıklı, popüleri deyim yerindeyse cillop çocuğunun onunla ilgilenmesi falan sıktı beni... Olay örgüsü evet merak uyandırıcı ama arka planın daha özgün olmasını isterdim. Hatta bu yüzden kitabın biraz fazla abartıldığını düşünüyorum. Yine de merak ettiğim için okumaya devam ettim kitabı... Ve sonunda da yazar bombayı patlattı. Olayların nereye bağlanacağını görmek için serinin 2.kitabını da okumayı düşünüyorum. Herkese iyi okumalar :)