Baykurt'un kadere "TIRPAN" vuran kadınlarına hayranım:
Dürü'ye:Ağa karısı olmaya heves etmeyen, güçlü duran,çözümü intiharda bulmayan çocuğa...
Uluguş'a:Binlerce yılın çilesinden geçmiş gene de "varsıl"ların egemenliğine kafa tutan bilge kocakarıya...
"Sanatta çabam,köylü yaşayışını,halkçı ve devrimci açıdan yazmayı sürdürmektir diyor" yazar bu kitabin önsözünde(Remzi Kitabevi,1970)
Nüfusun ezici çoğunluğunun taşrada yaşadığı ülkemizde 50'lere kadar köyü ve köy sorunlarını anlatan roman pek yoktur.Çalıkuşu ve Yaban gibi eserlerde Anadolu insanı anlatılsa da Reşat Nuri de Yakup Kadri de şehirlidir.Köye şehirli gözüyle bakarlar ve sadece dış görünümü verirler.Üstelik o dönemde "Anadolu'ya açılmalıyız, Anadolu insanını anlatmalıyız"diye sürekli bir çığırtkanlik da yapılmaktadır.
Köy edebiyatında canlanma Yaşar Kemal, Talip Apaydın,Mahmut Makal gibi köylü yazarlarla başlamıstır.
Ve FAKİR BAYKURT...
Köyde doğmuş,köy enstitüsünde yetişmiş, toplumcu ve gerçekçi bir aydın-yazar.Onun sanat anlayışı kuru bir gerçekçilik değildir. Faydacı ve devrimci bir tavrı da vardır.
O en çok "ideolojik"eserler yazdı diye eleştirilmiş ve ötelenmiştir edebiyatçılar tarafından.Bugün çok tanınmama sebeplerinden biri bu ötelenmedir.Kendisi de toplum kaygısı güderken romanda sanat yönünü ve bireyi savsakladığını inkar etmez. Fakat bu durum yazarın değerini düşürmez.
Onu eleştirenler bütün eserlerini okumaya fırsat verselerdi keşke.Muhtesem gözlemlerini dili kullanma gücünü anlasalardı.
TIRPAN...Hani şöyle daha etkili olsun diye afili bir şekilde özetleyelim:Direnmenin ve kadere baş eğmemenin romanı.İdeolojik bir köy romani.
Kabak Musdu'nun küçük Dürü'yü elde etme mücadelesi yazarın diğer eserlerinde de görüldüğü gibi güçlü-güçsüz/varsıl-yoksul çatışması üzerinden aktarılır.
"Kızlar okutulmadıkça,kadın uyanmadıkça iki yakamız bir araya gelmez,bir gözümüz kör kalır"
diyen yazar kadın uyanışına çok önem verir.Kendisi görev yaptıgı yerlerde kızların okuması için "edet"olmamıştır diyen köylülerle mücadele verir.
Dürü, Baykurt'un direnen bir kızıdır.Dürü'nün kendi durumuna benzer birçok hikayede olduğu gibi kendisini kurtarması gereken güçlü kara yağız bir sevgilisi yoktur. Kurtuluşunu bir şekilde kendisi sağlayacaktır. (Olayları romantikleştirmediği için yazar eli öpülesidir)
Dönemin şartları gereği Dürü okuyarak kurtulamazdı.Ama en azından onüçünde kuma olmaktan kurtarılabilirdi.
Yazar,istenilmeyen evliliklerin nasıl korkunç bir sonla bitebileceğini vurgulamak için "ölümü" seçer bana göre.
Evet eser mutlu sonla bitmez ama bize şu umudu sezdirir:
Ezilen kadınlar her yükü boyunlanmasın, çocuk Dürüler onüçünde Kabak Mustuların elinde olmasın!