·288 syf.····Okunma: 05 Şubat 2018 00:00 Giriş
Tim Parks'la tanışmam, Thomas Bernhard'la karşılaştırılması, yazıyla her şey anlatılabilir mi tartışmalarının olduğu vakit incelemeye başladım. Çevremde okuyan herkes, okurken bu tarz bir okuma keyfi nasıl olabilir tartışıp durmaları ve Tim Parks'ın sıklıkla kullandığı The Aesthetical Pesimissim kavramlarına kafa yormamla ortaya çıktı.Tim Parks'ın özellikle, "The Pleasures of Pessimism" adlı makalesinde bu konceptin nasıl oluştuğunu ve okur açısından neden keyifli bir okuma sunduğunu çok net bir şekilde tartışıyor. Özetle, Giocumo Leopardi'nin " il pessimismo cosmico" çevrilirse
,kozmik kötülükte, artik nihai mutlululuğun bu evrende kalmadığını bu nedenle bireylerin en olmadık vazgeçişlerinde insanın mücadele veya isyan çabaları işe yarayamacağını, bu yüzden bu kişinin kendinden istifa etmesini ve düşünceli, ironik ve ayrı bir tutumu benimsemesi gerektiğini savunur. Makalesinde devam eden Tim Parks, bu algının modern edebiyatta anlaşılmazlığın farklı mizah algısının yarattığını belirtmektedir. Ve edebi deneyim olarakta Kader'in kendisini bu anlaşılmazlığın içinde mizahini okuyoruz.
Konu:
Kitabın konusu, gazetici Chris Burton'un işlerini halletmek için Londra'dan İtalya'ya dönüş sırasında oğlunun intiharını haber almasıyla başlıyor. Chris Burton'un beyninden başlıyoruz süreci okumaya. Tabii ki Tim Parks'ın yukarıdaki belirtiğim estetik karamsarlık konsepti içinde. Şu girişe bakalım:
" İngiltereye döndükten üç ay sonra, kitap halinde bir raya getirildiğinde saygın bir meslek hayatını şahesere dönüştürecek olan-itiraza katiyyen yer bırakmayacak kadar kapsamlı ve nihai bir kitap yazmayı planlıyordum- malzemeyi toplamayı nihayet tamamlamışken- tek canı sıkıcı eksik, Andreoetti'yle yapılacak ropartajdı- tesadüf bu ya Knightsbright'de Rembrant Otelin'nin resepsiyonunda, bir bakıma hem bir alandaki başarılarımı hem de bir diğerinde başarsızlıklarımı simgeleyen bir yerde durduğum sırada oğlumun intihar haberini aldım...."
Tim Parks'ın daha giriş kısmında bu olaya kadar yer alan önemsiz duyguların insan beynini nasıl meşgül ettiğini, günümüz yetişkin insan profilinde can sıkıntıları içinde kodladığımız, baskıladığımız her türlü ayrıntı katılarak, anlamlar ve anlamsızlıklar katmanında ilerliyoruz. Her kısımda alt katmanlanlar, tarihe, algı yönetimine, ulusalcılığa, değişen sistemlere,evliliğe, eşlerin gerçekten birbirilerini doğru mu seçtiklerine ve sınırsız soruna hem eleştirel hem de felsefik olarak kader sözcüğünün bize aksettirildiği farklı bilinçaltı okumalarıyla akışa dahil oluyoruz.
Tim Parks, bununla birlikte okura mekanların zikrinde rastgele bir matematik yapmadığını da ispatlıyor. Her yeni cümlede, sistematik olarak ( yan cümleler ve örgüler dahilinde), giriş kısmında adı geçen uyarıcılara( kanonlar) , [resepsiyona, mekana,resepsiyon görevlisine, havalimanına, karısının davranışlarına] flashbacklerle dönüşler yaparak devam ediyoruz kitabı okumaya.
Tragedi temasının fazlasıyla abartılması ve bu abartıdan müthis bir komedinin çıkmasına neden oluyor. (Hatta bazen sinir bozucu olabiliyor.)
Sonuç olarak, bu kitap benim edebiyat algımı darmadağın eden bir kitap oldu. Çevirinin, Roza Hakmen tarafından yapıldığını belirtmeliyim ki, biçim açısında bir aykırısılık içeren bu metini gerçeğine en yakın şekilde- müthiş belki daha iyisi şeklinde -çevirmiş.
Düşünce edebiyatını seviyorsanız, farklı bir kara mizah ve tür algılayışı içindeyseniz şiddetle öneririm. Kitabı bir günde bitirme gibi aptallık yaptığımı belirtmeliyim ki sakin sakin tadını çıkara çıkara yapılacak müthiş bir kitap.
Keyifli okumalar!
10/10