·176 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Mayıs 2019 07:58 “Hava nedir bilmesen de soluk alıyorsun.Uyku nedir bilmesen de uyuyorsun.Gece nedir bilmesen de içinde yatıyorsun.Kalp nedir bilmesen de göğsünde düzenli çarpıyor kalbin,gündüz gece,gündüz gece,gündüz gece.”
Üç aylık kızına yazıyor bunu Knausgaard.Ardından büyüyoruz.
Hava nedir öğreniyoruz.
Uyku nedir,gece nedir,kalp nasıl çarpar öğreniyoruz.
Ve artık o kadar da huzurlu olmuyor uykularımız.
Devam ediyor, diyor ki:
“Karanlıktan korkarsan ışığa gidersin.Peki ya aydınlık bile dehşetle doluysa ne yaparsın?”
Düşünüyoruz cevabı. Bazen cevaplar sorulardan daha değersiz olsa da.
.
Knausgaard İlkbahar’ı midesinde kelebeklerle karşılamıyor. Dördüncü çocuğu doğuyor, eşi yatağından çıkmıyor gün boyu, yazmaya çalışıyor, faturaları unutmamaya gayret ediyor..Parçalarından bir bütün yaratıp dik durması gerekiyor,yoruluyor, yoruldukça yazıyor.
İşte bu noktada daha da açık oluyor yazdıkları.
Çırılçıplak gerçekliğini sunuyor..
Sonbahar’dan daha acı, Kış’tan daha sahici..
Pek çok cümlenin altını çizdirip aklımızda enkazlar oluşturacak kadar..
Yaz tüm endişeleri silecek mi sıcaklığıyla? Sırada onu beklemek var dört gözle..
.
Haydar Şahin çevirisi üçüncü kitap da bizimle..Anna Bjerger çizgileri ise kitabın ruhuna yine sadık kalıyor: Daha belirsiz çizgiler,birbirine geçen renkler,çarpıcı yüzler..