Ahmet Ümit başarılı ve bunun getirdiği popülerliği olan bir yazar. Bu kitabı ilk çıktığında -ki çok kısa bir zaman önce- herkesin elinde gördüğüm için okumayı erteledim. İyi ki de ertelemişim çünkü kitaplarda, romanlarda pedofiliyi anlatan ifadelerin tartışıldığı şu günlerde Kırlangıç Çığlığı’nı okumam güzel bir tesadüf oldu.
Konuya birçok okuyucu aşinadır. Başkomiser Nevzat çocuk tacizcilerini öldüren ‘Körebe’nin peşinde bu sefer. Ümit, bu konu etrafında mültecileri, organ mafyasını, toplumsal yozlaşmayı da romana katmış. Nevzat’ın yardımcıları Ali ve Zeynep yine bir konuya iki farklı bakış olarak romanın içinde güzel kurgulanmıştı. Şöyle ki tacizcilerin asılması, hadım edilmesi gibi çözümler sunan kesimi Ali, tacizcileri ortaya çıkaran sosyopsikolojik nedenlerin araştırılmasını isteyen kesimi ise Zeynep temsil ediyordu. Kim ne kadar haklı bu her zaman tartışılacak bir konu ama benim anlatmak istediğim Ahmet Ümit’in her zaman olaylara birçok pencereden bakabilmeyi başarması.
Yine Ahmet Ümit için değinmek istediğim bir konu var. Yazarken her ayrıntıyı yazıyor. Kimi okuyucu sıkılır hemen sadece diyalogları okur kimi okuyucu da tüm ayrıntıları okur. Ben ikisini de denedim. Sadece diyalogları okuyunca kurgu da bir eksilme olmuyor. Ama ayrıntıları okuyup, kelimelerin zihnimde hemen görsel bir şölene dönmesinin verdiği tat ayrı. Kelimelerle okuyucuya dizi-film izletmeyi çok iyi başardığını düşünüyorum Ahmet Ümit’in.
Girişte söylediğim gibi sosyal medyada konuşulan pedofilik içerikli romanlarla ilgili de söylemek istediğim birkaç şey var. Öncelikli olarak edebiyatın sınırlara, kalıplara sokulmasını doğru bulmuyorum. Yani şunu anlat ama böyle anlat demek yazarı sınırlandırmak olur. Ama şöyle de bir gerçek var ki kötü bir olayı tüm çıplaklığı ile anlatmasan da vermek isteğin mesajı verebilirsin. Örneği Kırlangıç Çığlığı. Ahmet Ümit, bu hassas konuyu ne çok ayrıntıya girip okuyucunun midesini bulandırmış ne de bu konunun altını boş bırakmıştı. Önemli olan dengeyi kurabilmek bence. Bir kurbanın gözünden olayı anlatmış ama okurken bende sadece olayın vahametini hissettirecek kadar bir duygu aktarımı oldu. Daha fazlasına gerek var mı? Yok bence. Ne bir çocuğu bu kötü durumda en ince ayrıntısına kadar betimlemeli ne de gerçek edebiyat ile sapık düşüncelerin anlatıldığı bomboş metinlerin karıştırmalıyız.
Günümüzde pornografinin, şiddetin, dramanın çok sattığı bir gerçek. O yüzden kimin, neyi nasıl anlattığı da önemli deyip sizlere iyi geceler diliyorum.
instagram.com/p/ByLiH9TJscB/?...