1914 yılı ilkbaharının bir günü,genç bir Osmanlı zabiti Sofya'nın şık kafelerinden birinde,Sobranye'deki Türk mebuslardan Zümrezade Şakir Bey'le birlikte oturuyordu. Mekan,müzik,servis mükemmeldi. Ansızın içeri giren bir köylü,şık giyimli müşterilerin arasındaki boş bir masaya yöneldi,kendine bir yer beğendi ve oturdu. Etraf bu kaba giyimli köylüye yadırgayarak baktı,garsonlar surat astılar ve köylü tarafından çağrıldıklarında oralı olmadılar. Köylü ısrar edince kendisine hizmet edilmeyeceğini ve buranın böyle kaba saba kılıklı birine göre yer olmadığı,salonu terk etmesi gerektiğini söyledi. Köylü kızmıştı," Bulgaristan benim ekip biçtiğimi yiyor,benim silahım ile korunuyor.Parasını verdikten sonra istediğim yerde otururum ve bana hizmet edersiniz" dedi.
Köylünün diretmesi sonucu isteği yerine getirildi.

Genç zabit olayı dikkatle izlemişti. Arkadaşına dönerek şöyle dedi, "Şakir , günün birinde bizim köylülerimizi de böyle görmek isterim,kendilerinden emin olmalı ve haklarını istemesini bilmelidirler." Bu genç zabit Osmanlı İmparatorluğu'nun Sofya'daki ataşemiliteri Kaymakam (Yarbay) Mustafa Kemal Bey'di.