'Korkutmak' diye tercüme edilen kelimenin orijinal metindeki karşılığı 'ünzirakum'dur. İnzar kökünden gelen bu kelime, uyarmak, ikaz etmek, haber vermek anlamlarına gelir. Korkutmak da anlamlarından biridir elbette ancak, "Biz seni, insanlara bekçi olasın diye göndermedik!" diyen, "Rabbin dileseydi, yeryüzündeki tüm insanlar iman ederdi, şimdi sen mi onları iman etmeleri için zorlayacaksın?" diyen bir dinin, korkutmaya ihtiyaç duymasını düşünmek, abes olur. Dolayısıyla bahsi geçen ayetteki ifadeyi 'korkutmak' değil, 'uyarmak' olarak tercüme etmek lazımdır. Kur'an, uyarmak için gönderilmiştir, uyarıyı dinlememe özgürlüğünüz mevcuttur. (Kehf/29) :) Kur'an ayetlerinin her birini birbirinden bağımsız ele alıp öyle meal yazarsanız, böyle anlam kaymalarına sebep olur elbette. Kur'an mesajları birbiriyle çelişmez. Bir yerde peygamberi, insanları korkutmaması için uyarırken, kendisi korkutmaz. Böyle 'garip' mealler gördüğünüzde, orijinal metindeki asıl ifadeye, o ifadenin kökenine ve varsa diğer ayetlerdeki kullanım biçimlerine bakmanızı öneririm.