·59 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Temmuz 2019 21:45 Kahraman bakış açısıyla yazılmış bir kitap. Film montajcısı ve aynı zamanda bir hikaye yazan, yazar olma yolunda bir adam baş kahraman. Sigara ve iyi kahve içmeyi seven, beraber İstanbul sokaklarında yürüdüğümüz biri.
İlhami Algör’ün yazım tekniği özgün. Sohbet eder havada, hatta kendi kendine konuşur gibi rahat dili. Bazen Müzeyyen’e söylemek istediklerini de kendi içine söylüyor.
Müzeyyen... Onun ne sevgilisi ne de eşi. Yalnızca aşık olduğu kadın. Bir ilişkileri olup olmadığını onlar da bilmiyor. Hikaye de ilişki, ilişme-ilişememe ikilemini yansıtıyor. İkisi de toplumun kalıplarına girmemiş, kendi var oluşlarını yaşayan insanlar.
Bir hikaye yazıyor kahraman. Kendisininki gibi bir hikaye. Müzeyyen’e de bahşediyor bazen yazdıklarını, hikaye üzerine konuşuyorlar. Yorumları hem onu etkiliyor ve ilgilenmesi hoşuna gidiyor hem de hikaye üzerinden kendi ilişkileri(!) üzerine düşündürtüyor.
Metin Yeşilçam filmleriyle ve müzikleriyle iç içe. Müziklerden bir yerler serpiştiriyor, filmlerden dem vuruyor. En çok da Sadri Alışık’tan söz ediyor. Onun, filmlerinde üçüncü şahıs olarak kalışına, hep gidici kadınları sevişine,... gıcık oluyor. Oysa Müzeyyen’le durumları da bir “çıt”a bakıyor.
Var oluş felsefesini seven, mutluların(!) veya toplumun kalıplaşmış insanlarına göre değil de; hayatta kalan taraf olmuş insanların içselleştirebileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum.