6/10
·536 syf.··
2019 26. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2019 23:41
Profesör Robert Langdon'ın maceralarına devam eden bu kitapta günümüzün gelişen anlayışları ve buluşları yer alıyor. Yapay zeka, bikameral zihin, insan beynini taklit eden sentetik beyin, haberlerin yayılmasında internetin gücü, din ve bilimin çatışmasını okuyoruz. Kitabın başından itibaren sürekli "Nereden geldik? Nereye gidiyoruz?" sorusu dikkatleri din ve bilim yönünden düşüncelere çekiyor. Dan Brown'un kitaplarında yer verdiği şifre çözme, tarihi yerlerin, binaların özellikleri gibi bilgiler bu kitapta da mevcut. Fakat diğer kitaplarına nazaran daha az yer verilmiş, bilim ve teknoloji konuları daha ağırlıkta. Olaylar İspanya'da geçiyor, dolayısıyla buradaki yerler hakkında bilgiler veriliyor. Aynı zamanda modern sanat, gelişen teknolojiyle birlikte anlatılıyor. Hristiyanlık ile ilgili bilgiler yine bu kitabında da bulunuyor. Kitap üç büyük dinin temsilcileriyle yapılan bir toplantıyla başlasa da kısa sürede Müslüman ve Yahudi olan temsilciler yarışma dışı olurken, İspanya'daki Hristiyanlığın temsilcisi Valdespino kitap boyunca olayların içinde. Dünyanın en uzun haçının (150 metre) İspanya'da El Escorial Manastırı'nda olduğu, tüm dünyada otuz üç adet Shakespeare Bahçesi bulunduğu ve bu bahçelerde eserlerinde geçen bitkilerin yetiştiği kitaptan öğrendiğim bilgiler arasında. Ayrıca yaptığım araştırmalardan da bitmeyen kilise diye anılan Barcelona' daki La Sagrada Familia' nın inşası 100 yılı aşkın bir süredir devam etmekteymiş ve 2026 yılında tamamlanması hedefleniyormuş. Edmond Kirsch fütürist, araştırmacı, ateist. Kör inanca karşı mantığı savunan, kültürel eğilimin giderek dinden uzaklaştığını, doğal seçilim, evrim ve karmaşık yapıların ilahi bir tasarımcı olmadan da var olabildiğini düşünüyor. Dini tarihe gömeceğini iddia ettiği, dinin sonunda yok olacağını ve bilimin hüküm sürmeye başladığı bir döneme gireceğiyle alakalı bir buluşu olduğunu açıklıyor. Langdon'ın öğrencisi olan Edmond, buluşunu açıklayacağı bir davet düzenliyor. Bu buluşun her şeyi değiştireceğini söylüyor fakat açıklamayı yapamadan sunum sırasında öldürülüyor. Pisagor'un dünyanın düz olduğunu reddetmesi, Kopernik'in güneş merkezli modeli, Darwin'in evrim teorisi, Einstein'ın göreceliği gibi insanların görüşünü değiştiren buluşların bunda da aynı etkiyi yaratacağından bahsediliyor. Bunu ortaya çıkarmak Langdon ve müze müdürü Ambra Vidal'e kalıyor. Bu süreçte de İspanya'da helikopterle Guggenheim Müzesi, Sagrada Familia Kilisesi arasında geçişler yapıyoruz. Bu koşuşturmaca sırasında aklıma ara ara takılan Vidal'in elbisesi oldu, gösteri sırasında beyaz dar bir elbise giydiğinden bahsedilmişti. Onunla o kadar koşuşturmayı nasıl yaptığına hayret ettim. Kitap çok iddialı bir girişle başladığı için beklentim çok yüksek oldu. Çağımızın konularını işlemesi bakımından güzel fakat vaat ettiğini verememesi yönünden beklentimin çok altında kaldı. Zaten günümüzde bu soruların yanıtının bulunmadığını biliyoruz fakat bu konuyu yazmak fazla iddialı olmuş. "Nereden geldik, nereye gidiyoruz" sorusunun sürekli tekrarlanması bu konuda açıklama yapılacağı beklentisi uyandırıyor. Başından itibaren bilim din çatışmasında bilimin yanında izlenimi verirken sonunda sağduyuya olan inanç, bir şeylerin ortaya çıkması için bir gücün olması gerektiği düşüncesine varılması hayal kırıklığı yarattı. Brown'un diğer kitaplarında Hristiyanlıkla ilgili çokça bilgilerin işlendiğini okuduğumdan bu kitabında farklı bir yaklaşıma yöneldiğini düşünmüştüm fakat yine çizgisini bozmadığını gördüm. Sanki her kesimin ağzına bir parmak bal çalarak politik bir yaklaşım göstermiş.
Edebiyat
BaşlangıçDan Brown · Altın Kitaplar · 201726,3bin okunma
·
13 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.