·68 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Ağustos 2019 06:57 Ah Türk Edebiyatı ben seni çok geç buldum. Bu saatten sonra sımsıkı sarılırım bırakmam seni. Sen benim arayıp da bulamadıklarımı barındıran bir gizli hazinesin.
Eskiler ayrı kitap dostlarım gerçekten bir kitabı öyle bir kaleme alıyorlar ki sadece kitap yazmak için değil insanları aydınlatmak için. Topluma bir şeyleri göstermek ve onları doğru yola sokup refahı yükseltmek için. Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan sonra Ahmet Mithat Efendi'den bir hiciv türü okumak beni çok mutlu etti. Felatun Bey ile Rakım Efendi kitabında daha benzer unsurları eleştirmiş idi ama bu sever tam on ikiden vurmuş.
Ahmet Mithat Efendi eleştiriyor ve nesnel eleştiriyor. Batılılaşmayı yanlış anlayanları eleştiriyor. Aslında batının doğru yanlarını savunurken yanlış yerlerinin üstüne basarak batının maskesini düşürüyor.
Olay İtalya'da geçiyor. Burayı seçmesi bence tamamen kasti bir durum. Çünkü İtalya eskiden medeniyetin ve sanatın en çok yoğun olduğu Avrupa ülkesiydi. Rönesans olayını hatırlarsak İtalya'dan başlayarak bütün Avrupayı etkisini almıştı.
Yazar hikayesinin de Avrupa'nın medeniyet merkezini kullanarak aslında bizim kendi içimizde kötülediğimiz ve Avrupa'da böyle bir şey yok dediğimiz olayların o tarafta da olduğunu hatta daha beterinin olduğunu kısa vadede çok sade bir şekilde anlatmış.
Batı batı diyenler batıyı övmek için bizi gömüyorlar ama hiç batının batıl inançlarını demiyorlar. Batıl inanç her yerde var. Akıl körlüğü yaşayan insan her yerde var tabi bu durumdan istifade etmek isteyen şarlatanlar da aynı şekilde mevcut. Bir millet istediği kadar bilim ve din unsurlarını ayırsın ve bunları olması gerektiği gibi yaşasın. Enin sonunda toplumun bir kısmını hurafelerden,batıl inançlardan ve akıl körlüğünden kurtaramıyor...