Soğuk odaların, soğuk insanlarıyla bezenmiş, iğrenç kokuları, tatları hücrelere kadar ulaştıran, iç içe kurulu çemberleri sakin bir şekilde fakat şiddetle kıran ve biricik özlemleri burun sızlatırcasına andıran...
O, salyalarını her yere akıtarak gelir. Kulak tırmalayan tiz seslerle, vücudunun tümüyle dönerek gelir. O, öyle gelir ki, alemi alır karşısına, dünyaya meydan okuyarak gelir. O, sistemin kendisi olan ihtişamlı bir bok böceğidir.
Tüm o ihtişamınla bok böceği olmak zor olsa gerek yavrucağım. Garip tüylerinin olması ve hislerin...
Değerli ağabeyimiz Franz Kafka; kapını aç ve bizi dışarı at! Zira, buralarda yalnızlık buz kesiyor.