Puan vermedi·416 syf.··
2019 35. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2019 11:16
Son zamanlarda okuduğum kitaplar içerisinde kendi hayatımdan ve çevremden bu kadar benzerliklere rastladığım bir kitap olmamıştı. Okurken farklı farklı yerlerde demek ki herkesin hayatında böyle insanlar oluyor diye çoğu kez düşündüm. Bu konuda en çok dikkatimi çeken satırlar Samim ve Meral’in konuşmalarının geçtiği bölümler oldu. Okuduğum her olayları, beni kendi hayatımda başka bir zamanda başka mekana götürdü. Meral ve Feriha hatta Ferhat gibi karakterlerin, Peyami Safa tarafından bu kadar etkileyici şekilde tasvir edilmesi aslına bakarsanız, böylelerinin her zaman herkesin karşısına çıkabileceği, toplumda böyle karakterlerden çok sayıda olduğu fikrini benimsememi sağladığından dolayı az da olsa rahatlamama sebep oldu. Kitaba gelecek olursak ilk olarak şunu söyleyeyim; “Yalnızız” tam bir psikolojik roman. Peyami Safa her bir karakterin ruhsal durumunu ve karakterini çok iyi tahlil etmiş ve iliklerine kadar okuyucuya yansıtmış. Bunu yaparken de her kahramanı bambaşka özelliklerde kurgulayıp hayatta karşımıza çıkabilecek insan karakterlerini ortaya koymaya çalışmış. Samim, Besim, Mefharet ve Selmin aynı evde yaşayan birbirinden farklı 4 insan; Mefharet evhamlı şüpheci takıntılı kimseye güveni olmayan biriyken, Besim bir o kadar umursamaz, midesinden başka bir şeyi düşünmeyen, dünya derdi olmayan, ciddiyetsiz keyif ehli bir adam. Selmin ise kendini modaya kaptırmış, gençliğin başını döndürdüğü bir çağda ne yapacağını bilmeyen, büyük küçük tanımayan ve gelgitleri olan bir kız. Bunların yanında bir de Samim var. Peyami Safa bir evin içine farklı dünyaları sıkıştırmış. Zaten kitap da, Mefharet’in utanç veren bir şüphesiyle başlıyor. Devamındaki ilk 15-20 sayfada bu şüpheye karşı alınan tavırlar sayesinde evin içindeki herkesin karakterini çözüyorsunuz. Ancak kurgu hiç beklenmedik şekilde okuyucuyu ters köşe yapıyor. Çünkü ilk baştaki şüphe üzerine oturtulup devam edecek diye kitabın konusu sandığınız kurgu bambaşka yerlere gidiyor. Selmin’i ana karakter zannederken, bir bakıyorsunuz ki bütün olay, verilmek istenen tüm mesaj ve okuyucunun gözüne sokulmak istenen karakter Meral imiş. Samim ve Meral.. Diyaloglarını pür dikkat okuduğum, kimi yerlerde burada ben mi konuşuyorum acaba dediğim bölümler. Samim, kendi zihninde bir ütopya oluşturmuş bambaşka bir kişilik. Bu ütopyanın adı Simerenya, Samim’in zihninde yarattığı, olmasını düşlediği dünya. Kötülüğe yer vermek istemediği, sadece güzellikler içeren bir yaşam. Samim’e tam bir psikolog diyebilirsiniz. Zaten Peyami Safa karakterlerin şaşırtıcı derecedeki psikolojik tahlilleri kitap boyunca genelde Samim üzerinden yapıyor. Aynı zamanda çok zeki olan Samim’in, yaşananları analiz edip gizli saklı olayları çorap söküğü gibi çözmesine hayran kalıyorsunuz. Meral konusunda tam bir Sherlock. Tek amacı sevdiği kadını içinde olduğu pislik hayattan, o iğrenç çukurdan çekip çıkarmak. Bir adam karşısındakini kaybetmekten çok onun kendini kaybetmemesi için nasıl çırpınır, Samim de göreceksiniz. Gelgelelim Meral’e! Peyami Safa’ nın gözümüzün içine sokarak her zaman uzak durulması gerektiğini vurguladığı karakter. Kendi planları uğruna her şeyi yapabilecek, kendinden başka hiç kimseyi düşünmeyen bataklığa batmış bencil bir kişilik. Samim’i gözlerinin içine baka baka kandırmaya çalışan yalan makinesi. Kendince daha güzel bir hayat yaşama uğruna 65 yaşında bir adama metres olmak için çabalayan Paris hayranı fahişe ruhlu bir karakter olan Meral, gerçek anlamda edepsizliği ve onursuzluğu simgeliyor. Aynı zamanda bir o kadar da aptal olan Meral’i deve kuşuna benzetiyor Peyami Safa. Kuş kadar beyinleri ile deve kuşu gibi kafalarını yere gömdükleri zaman hiçbir yerlerinin görünmediğini zanneden bu tiplerin, aslında tüm planlarının ve amaçlarının dışarıdan belli olduğunu, Meral’in yalanlarını her defasında Samim üzerinden yakalayarak okuyucuya anlatıyor. Ben Peyami Safa’ nın bu romanında her karakteri aslında bir simge olarak kullandığını düşünüyorum. Olaylar değişkenlik gösterse de anlattığı karakterler iyi veya kötü, ilginç yada olağan hepimizin hayatında bulunan tiplemeler. Ve tüm bunları anlattıktan sonra kitabın son kısmında artık yalnızlık nedir onu anlatıyor Peyami Safa. Etkileyici ve düşündürücü bir cümle geliyor kendisinden: “Kendi kendimden nefretimin çerçevelediği ve çirkinleştirdiği bir dünyada yalnızım..” Ben bu cümleden Meral’in bir nebze de olsa, hala ar damarı ve utanma duygusu kaldığını sezdim ve Peyami Safa’nın yaşadığı dönemi şimdi ile kıyasladığımda, kendisi adına sevindim. Son olarak, daha önce bu kitap ile ilgili okuduğum yorumlarda hep sonunun trajik olduğu ve okuyucuyu üzdüğünü görmüştüm. Kitabın son sayfasını 1 saat önce kapatmış biri olarak şunu söyleyebilirim; bana göre trajik bir son bulunmamaktadır. Meral zaten intihar etmemiş, yaptığı hata sonucu ölmüştür. Ancak yaşamı gibi ölümü de insanları kandırmıştır. Peyami Safa kitabın sonunda anlayana çok ince bir mesaj vermiştir aslında. Herkes onu intihar etti zannedip, bir insan kendini yakacak kadar nasıl bir ruh haline bürünür diye düşünürken hiç kimse bunun yanlışlıkla olduğunu bilmeyecekti. Bir hata sonucu ölmüş olma ihtimalini yine yalnızca onu çok iyi tanıyan Samim düşünecekti. Herkesi kandıran o zavallı! Meral yine bir tek Samimi kandıramayacaktı belki de. Belki de diyorum çünkü kitabın sonundaki bazı konuları açıklamadan okuyucuya bırakmıştı Peyami Safa. Ama olması gerektiği gibi olmuş Meral ölmüştü. Sonu trajik değil demiştim çünkü Meral’ler Simerenya ütopyasının gerçekleşmesi için bu dünyada çok uzun yaşamaması gereken karakterler. Güzel bir kitap okuyun derim. Okuyunca, size de kendi hayatınızdan çağrışımlar yapan Meral’ler Feriha’lar olacaktır. Kitabı hediye edip “al oku, bak seni anlatmış” demek isteyeceğiniz insanlar®️ Herkese iyi okumalar
Edebiyat
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202227,3bin okunma
·
34 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.