Karamazov Fyodorovic

Binlerce yıl sağılmışım, Korkunç atlılarıyla parçalamışlar Nazlı, seher-sabah uykularımı Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar, Haraç salmışlar üstüme. Ne İskender takmışım, ne şah ne sultan Göçüp gitmişler, gölgesiz! Selam etmişim dostuma ve dayatmışım… Görüyor musun ? Nasıl severim bir bilsen. Köroğlu’yu, Karayılanı, Meçhul Askeri… Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini. Sonra kalem yazmaz…Bir nice sevda… Bir bilsen, Onlar beni nasıl severdi. Bir bilsen, Urfa’da kurşun atanı Minareden, barikattan, Selvi dalından, Ölüme nasıl gülerdi.Bilmeni mutlak isterim, Duyuyor musun ?
1000Kitap
Bu ülkede her sorun çıktığında ilk akla gelen şey “oraya biraz daha polis koyalım” oluyor. Sanki meseleler sosyal, ekonomik, eğitsel ya da yapısal değilmiş gibi; tek eksik biraz daha üniforma sanılıyor, yemek tuzu sanki bu… Oysa gerçek şu ki, polisi çözümün yerine koydukça asıl sorunları görmezden geliyoruz. Polis, sonuçlarla ilgilenir; sebeplerle değil. Sebepleri çözmeden, sadece sahaya daha fazla polis sürmek, problemi çözmez sadece erteler. Asıl mesele şu: Biz sorun üretmeye devam eden sistemi sorgulamak yerine, ortaya çıkan her sonucu güvenlik meselesine çeviriyoruz. Sonra da polisi hem çözümün adresi yapıyor, hem de çözülemeyen her şeyin yükünü onun sırtına bırakıyoruz. Şimdi hepinizin zihninden sessizce geçen, kendi aranızda fısıltıyla paylaştığınız o düşünceleri açıkça dile getirdiğim için ben kötü olacağım (yer yer hain! terörist!). Halbuki söylenmeyenler de en az söylenenler kadar gerçektir. Ben sadece o gerçeğe ses veriyorum.
1000Kitap
Denklik diye bir şey var hayatta. Herkes, herkesin dengi değil. Siz denginiz olmayanlara, denginizmiş gibi yaklaştığınızda, onlar da size kendileri gibi davranıyorlar. Kaldıramıyorsunuz. Bahsettiğim denklik maddi anlamda değil kesinlikle. Burada mesele kibir değildir, üstünlük hiç değildir. Arkadaşlık, denkliğin en çıplak hâlidir. Hayata senin baktığın yerden bakmayan, inceliği senin anladığın yerden anlamayan, senin ona gösterdiğin saygıyı, ilgiyi ve fedakârlığı sana göstermeyenle arkadaş olamazsın.
1000k
Ahmet Kaya 30 sene önceki Türkiye’de “içelim içelim ölümüne içelim DGM’ye düşelim yar” diye şarkı yazmış. Bugünleri görse sulh cezaya bile düşmek istemezdi.
1000k
Konuşurken karşıdakine meslektaşım diye hitap etmek kadar saçma olan az şey duymuşumdur. Ne kadar anlamsız, amaçsız, gereksiz bir hitap şeklidir. Avukatlardan başka hiçbir meslek grubunda da yok bu terane. Hayır avukatken başkasına meslektaşım diyen; hakim, savcı olunca karşısındaki meslektaşına ….. savcım, hakim bey, hakime hanım demeye başlıyor. Oğlum o da meslektaş ne değişti. İlk kim uydurmuş acaba çok merak ediyorum.