Karamazov Fyodorovic

Puan vermedi·160 syf.··
2019 59. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2019 18:17
Evet bu kitabında son sayfasını kapatınca 2019 hedefimizi de gerçekleştirmiş olduk. En azından 2019 yılında kitap hedefimi gerçekleştirebildim(çok şükür). Aslında hedefi geçmek gibi bir planımda vardı ama hesapta olmayan bazı sebeplerden dolayı biraz aksama oldu. Ama olsun en azından yılın başında koyduğum hedefi yakaladım. 2020 için daha başka düşüncelerim daha farklı hedeflerim var. Seneye bugün inşaallah onları da gerçekleştirmiş bir şekilde burada duygularımı ifade ediyor olurum Neyse gelelim kitaba Kısmetimizde yılın son kitabında Şemsettin Sami ismi olacakmış KPSS ya da üniversite sınavına hazırlananlar iyi bilir, Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat Tanzimat dönemin' in roman türünde ilk yazılı eseridir. Yazıldığı dönemi çok iyi bir şekilde anlatan kitap Talat Bey ile Fıtnat Hanım'ın sonu hüsranla biten aşklarının acıklı hikâyesidir. Kitabı okudukça o zamanlara gidip eski İstanbul’u (en sevdiğim) içinizde yaşıyorsunuz. Aksaray, Laleli, Bayezit dan Beyoğlu’na, Şehzadebaşı’dan Üsküdar’a bir gezintiye çıkıyorsunuz. O zamanların aile yapısı, insan ilişkileri ve sosyo-kültürel durumu hakkında çokça bilgi sahibi olacaksınız. Ancak bu öğrendiklerinizin bir kısmı canınızı biraz sıkacaktır. Mesela kız çocuklarının okutulmaması ve çok küçük yaşta evlendirilmeleri, Osmanlının son dönemlerinde devlet dairelerinde çalışan memurların boşvermişliği, eğitim seviyesinin gitgide düşmesi... Kitap Tanzimat dönemine ait olduğu için eski sözcüklere çokça rastlayacaksınız hatta okuduğunuz kitap muhtemelen çeviri şeklinde olacaktır. Kitap kısa tek solukta okunacak bir öykü. Spoiler olmasın diye açıklama yapmayacağım ama sonu ağlatabilir... Gerçi hemen alt satıra sakladığım alıntı size bir şeyler anlatmış olacak Aşk her zaman aşktır. İki kalp ahir zaman da kavuşamazsa ebedi dünyada
Edebiyat
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Bilge Kültür Yayınları · 201438bin okunma
Reklam
Puan vermedi·248 syf.··
2019 58. kitabı
Herkes hayattan bir şey almak ister fakat ona bir şey vermek istemez.. 1898 yılında yazdığı kitaptan sonra kilise tarafından rahat bırakılmamış ve sonrasında Rusya’dan Yugoslavya topraklarına sürgün edilmiş Grigory Spiridonoviç Petrov’un Finlandiya ziyaretleri sırasında gördüklerini kaleme alıp Saraybosna’ da bastırdığı kitap: “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” 600 yıl boyunca İsveç krallığı altında, daha sonra Sovyet rejimine bağlı yaşamış bir milletin, 1919’da -tam 100 yıl önce- ilan ettiği anayasası ile başlayan uyanışı ve bu temellerin nasıl atıldığını anlatan deneme tarzı bir eser. Petrov kitabında bu yeniden doğuşun sadece düşünsel boyutunu anlatılmış olsa da bu düşünce boyutunun ispatlandığı ve bu bakış açısı ile yükselebilineceğini kanıtlayan birçok örnek ortaya koymuş. Bu düşünsel boyut içindeki gözlemler o kadar yerinde ki 100 yıl önce yapılan bu tespitlerin doğruluğu, bugün Finlandiya’nın refah seviyesiyle tüm dünyaya zaten gösterilmiş durumda. Ama asıl önemli olan bu kitabı okumak değil, okuduktan sonra şu soruyu sormaktır: Bataklık halindeki bu topraklar ne oldu da “Beyaz Zambaklar Ülkesi” haline geldi? Bu soruyu cevaplamaya başlayınca durum yavaş yavaş içler acısı bir hal almaya başlayacak. Neden mi? Çünkü kıyaslayacaksınız.. 600 yıl başka bir devletin tahakkümü altında yaşamış bir ülkenin bugün gelmiş olduğu nokta ile 600 yıl birçok devlete tahakküm kurmuş bir devletin (Osmanlı) bugünkü durumunu kıyaslayacaksınız ve içiniz acıyacak. Gelişme, sanayileşme, üretim, eğitim, bilim, sanat ve teknolojide ilerleme adına yapılması gereken hiçbir doğru hamle olmaz mı? Diye soracaksınız.. Ama olmamış işte. 100 yıllık Finlandiya bugün dünyanın en iyi eğitim sistemine sahipken biz eğitim konusunda neden bitik bir durumdayız? Bilim, sanat, teknolojide neden ortaya
Edebiyat
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Beyazıt Kitabevi Yayınları · 2018124,6bin okunma
Puan vermedi·204 syf.··
2019 56. kitabı
Bu kitabı ilk okuduğumda tam olarak anlamamıştım. Yaşım küçükken okuduğum içindi belki de. Baştan sona Nuayme’nin ölüm felsefesi üzerine kurguladığı muhteşem romanı. En baştan söyleyeyim kitap ağır felsefe içiriyor. Romanı okurken kendinizi, Jeff Malpas’ın Robert Solomon’un ya da Martin Heidegger’in herhangi bir akademik dergide yayımlanan ölüm felsefesi üzerine yazılmış bir denemesini okuyor hissedebilirsiniz. Ama kesinlikle ölüm üzerine ve kaybettiğiniz güzellikler üzerine uzun uzadıya düşünmenize sebep olacaktır. Kendi kendinize sorduğunuz sorular, sorguladığınız varsayımlar olacaktır. Mesela ölümün doğallığı ondan duyduğumuz korkuyu alt etmemize neden yardımcı olmuyor? Ölüm; neye karşılık ödenen bir borçtur? Bize verilen hayata karşılık mı? Belki de ölüm çaresizliktir insanoğlu için. Yok oluşu durduramamanın, geride kalan pişmanlıkların, keşkelerin ağırlığını üzerimizde hissetmenin isyanıdır belki de o ölüm ritüelleri. Ama hakkını vererek yaşayanlar, ölümü de sükunetle karşılayacaklardır. Bu dünyaya sadece bir kere yaşayacağız ve bunun hakkını vermek, insanın sadece bir kere yaşayacağı bu ömrü gönlündeki amaçları ile birlikte, ölmeden önce umutlarına eriştiği bir hayatı yaşamasıdır️ Herkese iyi okumalar
Edebiyat
Kalk Son Gününe Veda EtMihail Nuayme · Kaknüs Yayınları · 2012129 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2019 55. kitabı
·
153 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2019 12:37
"Sessiz insanlar en gürültülü zihinlere sahiptir” işte Hawking’i en iyi anlatan ifade.. 21 yaşında tedavisi olmayan Amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalığına yakalanıp, sandalyede mahkum kalan bir beden ama Dünya’nın çok ötesine ulaşan evrene meydan okuyan bir beyin. Daha 37 yaşındayken doktorasını aldıktan sonra Cambridge Üniversitesi’nde Uygulamalı Matematik ve Kuramsal Fizik bölümünde Lucasian matematik profesörü oldu. Bu profesörlük 1663 yılında üniversite parlemento üyesi olan Henry Lucas tarafından kurulmuş ve tarihinde Hawking dışında yalnızca Isaac Barrow ve Isaac Newton'a verilmişti. Hawking, Albert Einstein’ın 100 yıl önce ortaya koyduğu genel görelilik kuramının farklı açılardan ispatlamış ve uzay-zaman teorisi ile kuantum mekaniğini birlikte ele almıştır. Evrenin temel prensipleri üzerine birçok fikir sunmuş ve sunduğu fikirlerin hemen hemen hiçbirinin aksi, diğer bilim insanları tarafından iddia edilmemiştir. Özellikle genel görelilik ile kuantum mekaniğini birleştirme fikri yirminci yüzyılda son 50 yılın en büyük buluşlarından biriydi. Bu kitaba gelecek olursak, “Ceviz Kabuğundaki Evren” kendisinin ölmeden önceki son kitabıydı. Kitapta sürekli genişleyen evrende, dünyanın büyük bir felaket ile karşı karşıya kalabileceğini belirterek insanların yeni arayışlara girmesinin gerektiğini anlatmış, uzayda insan kolonileri kurulması hakkında fikirler sunmuş. Bu kitabı okuyun demeyeceğim çünkü herkesin okumak isteyeceği bir kitap değil. Özellikle uzay-zaman teorilerine, kuantum mekaniğine, karadeliklere merakınız varsa ve birazda fiziğin bu alanında bilgi sahibiyseniz bu kitabı okuyun. Çünkü diğer türlü sıkılır ve kitabı bitirmeden atarsınız. Ben bugün zamanı geriye alabilsem fizik profesörü olmak için elimden gelen her şeyi yapardımAyrıca şunu da söyleyeyim
Edebiyat
Ceviz Kabuğundaki EvrenStephen W. Hawking · Alfa Basım Yayım Dağıtım · 2013643 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2019 54. kitabı
Fatma Barbarosoğlu’ nun iyi bir sosyolog olduğunu biliyordum. Ama edebiyat konusunda bu kadar başarılı olacağını tahmin etmezdim. Yazdığı öykülerde hepimizin hayatından izler bulabileceği kesitler var. Hikâyelerin hepsi yaşamdan derin izler taşıyor. Kitapta, okuyucunun kendiyle özdeşleştirebileceği, yaşamda karşılık bulan sahneler var. Eser genel olarak, toplumda aile bağlarının gitgide modernizme nasıl yenik düştüğünü, bencil tutumların aileyi her geçen gün zayıflattığını ve toplumun bu hastalıktan nasıl kurtarılabileceği anlatılıyor. Kendimize endeksli yaşadığımız bu hayatta, biraz daha etrafımıza bakmamız, belki de bizden bir çift kelam bekleyenler olduğunun farkına varmamız adına farkındalık yaratacak bir kitap olduğunu düşünüyorum️ Hepinize iyi okumalar
Edebiyat
Gün AkşamsızdırFatma Barbarosoğlu · İz Yayıncılık · 2016286 okunma
Reklam