Bir Türk Dostu
Merhaba değerli okurlar. Size kısaca kendimden bahsetmek istiyorum. Benim adım Heinrich Okuryazarson. Öncelikle Türkçe okumakta olduğunuz bu metin tarafımdan Türkçe yazılmıştır , çeviri olmadığını bilmenizi isterim. Bir Türk kadar olmasa da iyi derecede Türkçe konuşabildiğimi ve okuyup yazabildiğimi söyleyebilirim.
Aslında kendimi anlatmak gibi bir niyetim yoktu – en azından bu şekilde – fakat Türkiye’de yaşayan dostum Osman benden böyle bir ricada bulundu ve kendisini kırmak istemedim. Aslında kendisini benim yerime koyarak yazması formata daha uygun olacakmış ama içinden gelmemiş yazmak , bazen böyle olur yazmakta zorlanırız , Osman’a hak veriyorum. Etkinliği düzenleyen Erhan Bey de hoşgörülü olacaktır sanırım , Osman kendisinden çok bahsetti övgüyle. Bu yazının kitaplarla ilgili bir internet platformunda yayınlanacağını söylemesi doğrusu beni heyecanlandırdı. Biz İzlandalılar çok nadiren heyecanlanırız , bu nedenle bu fırsatı değerlendirmek istedim.
Öncelikle soyadım hakkında bilgi vermeliyim , merak ettiğinizi tahmin ediyorum. Yaklaşık 150 sene önce büyük büyük (2 kere büyük – yazım hatası yoktur) dedem Paul , bir vesileyle gerçekleştirdiği İstanbul ziyareti sırasında devrin padişahı 2. Abdülhamit ile tanışma fırsatı bulmuş ve büyük iltifat görmüştür , sebebi ise dedemin balıkçılık konusunda padişaha sunduğu çeşitli bilgilerdir. Bu vesileyle dedemi bir kese altınla ödüllendirmekle kalmayan padişah , kendisinden ricada bulunup bir süre ülkesinde kalmaya ikna etmiş ve dedem de balıkçılık hakkında bildiği bütün bilgileri Osmanlı tebasıyla paylaşıp ülkeniz için ciddi bir hizmette bulunmuştur. Yaklaşık 8 sene kaldığı ülkenizden dönerken de , padişahın ricasıyla bir hatıra olarak soyadını Türkçe bir isimle değiştirmiş , okumayı ve yazmayı çok sevdiği için Okuryazarson soyadını seçmiştir.
Bugün sizlere bu satırları Türkçe yazabiliyorsam sebep işte o günlerdir. Bizim ailemizde 10 yaşına gelen her birey , Türkçe öğrenmeye başlar , bu bize dedemizden kalan bir mirastır. Türkiye bizim ikinci vatanımızdır. Bendeniz de ülkemin az sayıda yazarından biriyim , malum küçük bir ülkeyiz , nüfusumuza oranla yaklaşık 15 tane popüler yazarımız olması da aslında bir başarı sayılabilir , ben de onlardan biriyim. Bu vesileyle yeni romanım üzerinde çalıştığımı sizlerle gururla paylaşmak istiyorum , bu roman benim için çok önemli çünkü romanımda dedem Paul’un İstanbul yıllarını anlatacağım elimden geldiğince.
Şimdilik bu kadarla yetineyim , bir tanışma faslı olarak kabul edin yazdıklarımı. Dediğim gibi hiç aklımda yoktu böyle bir yazı. “Sıradan Bir İzlandalı’nın Sıradan Bir Günü” diyerek başlamalı ve bu şekilde devam etmeliydim ve sıradan bir günümü anlatmalıydım belki de ama “Yeryüzünde söylenmemiş söz kalmamıştır” sözünün rahatlığına bırakıyorum kendimi ve affınıza sığınarak burada noktalıyorum bu gereksiz yazımı. Tekrar görüşmek dileğiyle saygı ve sevgilerimi sunuyorum , selamlar gönderiyorum sizlere ve güzel ülkenize. Bu kardeşinizi hiç unutmayın olur mu ?
Heinrich Okuryazarson
İzlanda Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi