·190 syf.····Okunma: 06 Eylül 2019 00:54 "Azgın Mevsimler" sitede üzerine inceleme yazılmamış bir eser. Belki birisi kitabı merak eder ve bilgi edinmek ister diye incelememi kaleme almaya başlıyorum.
Kitabı çok uzun süredir okuyor görünüyorum, ama durum öyle değil. Kitaba başladığım gibi devam etseydim üç güne biterdi. Bense uzun bir süredir kitabı elime alamıyorum. Dediğim gibi kitapla alakası yok, durum tamamen benim özel durumumla, seyahatlerimle filan alakalı. Yoksa kitap kolay ve akıcı bir tarzda yazılmış.
Okuma listemde yazarın "Fil" adlı kitabı vardı. "Azgın Mevsimler" indirimde karşıma çıkınca ve yazarın ismini fark edince yazarı tanımaya bu kitabı ile başlayayım dedim. Ama kitaptan sonra düşüncem, tanıştık sanırım bu kadarı yeterli, şeklinde oldu. Kitabı başlarda sevmiştim, ama her hikaye ucu açık ve ne mesaj verdiğini anlamadığım bir şekilde bitmeye devam edince yazarın başka eserlerini okuma fikrimi rafa kaldırdım. Belki başka bir indirimde karşılaşırız kitaplarıyla, o zaman devam ederim.
Tekrar edeyim kitabı sevmedim değil. Ama çoğu hikayede yazar bunu neden anlattı, ne demeye çalıştı diye düşünmek ve hikayeden çıkarımlarımın doğru olup olmadığını bilmemek beni bir nebze hayal kırıklığına uğrattı. Bazı hikayelerde sebep-sonuç ilişkisi aramak için kılı kırk yardım, ama yok. Yazar bu hikayede anlatmaya değer ne buldu sorusuna cevap bulamadım.
İlk hikaye biraz daha olay hikayesi kıvamındaydı. Geri kalan hikayeler, durum hikayesi. Birçok hikayenin konusunu ilişkiler, insanların duygu/düşünceleri, vicdan, pişmanlık, sıkılmışlık, tükenmişlik gibi konular oluşturuyor. Karakterlerin hiçbiri mutlu değil, hepsi bir sebepten ötürü yaşamından sıkılmış ya da birçoğunun iç dünyası kararmış. Öyle ki çoğu hikayede hava bile insanların ruh haline eşlik edercesine ya bunaltıcı sıcak ya kasvetli ya da karlar altında, sessiz ve durgun. Hikayelerde karakterlerin çoğunlukla bir sebepten ötürü kapana kısılmış, sıkılmış ve karamsar bir ruh halinde olduklarını söyledim. Burada aklıma takılan şey, yazar karakterlerin bu durumda olma sebeplerine değinmiyor. Bazen hafif bir ucundan belli eder gibi yapıyor ama etmiyor da. Bu durum da benim aklıma, acaba yazar karakterinin bu halinin gerekçelerini biliyor mudur, sorusunu getirdi. Nerede okuduğumu unuttum; bir yerde, yazar anlattığı olayın sebeplerini kendisi de bilmeli, yoksa başarısız bir yazım olur, minvalinde bir açıklama görmüştüm. Hakikaten yazar karakterlerin ruhsal durumunun temelini kurguladı mı yoksa bu karakter de yaşamından bunalmış biri olsun diyerek mi yazmaya koyuldu; merak ettim. Umarım ikinci dediğim şekilde olmamıştır. Yok o şekilde ise ben de yıllardır kurguladığım ama temelinde bir iki eksik hissettiysem yazmaktan vazgeçtiğim kurguları bitirmek adına çalışmaya koyulayım.
Birçok hikayede işte şimdi bir şey olacak derken hiçbir şey olmadığını görmek kafamı karıştırdı. Mesela karakter bir ses duyuyor, merakla bekliyorum, ama bir yere bağlanmıyor. Bir karakter çok tuhaf davranışlar sergiliyor, bunda var bir işler diyorum, sonu olmuyor. Yani bir şeyler oluyor, ama aslında hiçbir şey olmuyor, hiçbir yere bağlanmıyor.
İlk hikaye olan ve kitaba ismini veren "Azgın Mevsimler" anlattığı konu itibariyle beni rahatsız etti, sevmedim. Konusunu bir kenara bırakırsam yazılış tarzı ilginçti. Aynı sahneyi birkaç kez tekrarlayarak geri dönüşler şeklinde anlatması benim için hoş bir deneyim oldu.
"Kulübe" en beğendiğim hikaye oldu. Kar, kış güzel betimlenmişti. Karakterin kalmak için gittiği pansiyon ve kaldığı ortam hoşuma gitti. Karakterin derdini az buçuk anlamıştım. Hikaye akıcıydı. Ama hikayenin sonucu neydi derseniz pek de cevap veremem. Çıkarım yaptığım hikayeler de oldu, tamamen anlamadım gibi bir algı olmasın. Mesela "Kıl" adlı hikayeden, ufak ve önemsiz gibi görünen bir şeyin veya kimsenin insanı ne denli rahatsız edebileceği yorumunu çıkardım. Bu şekilde yorumlar yapabildim, ama nedenlerim ve nasıllarım da çok oldu.
Son olarak yazarın yazım tarzından da bahsetmek istiyorum. Yazar olayları doğrudan ve ayrıntılı bir biçimde aktarıyor, bu da başta beni biraz şaşırttı. Mesela yazarın tarzına uygun olarak kendim bir şeyler karalayacak olursam;
"Oturduğu koltuktan kalktı, pencerenin önüne gitti. Perdeyi hafifçe sıyırdı ve dışarı baktı. Yağmur yağıyordu, sokakta göller oluşmaya başlamıştı. Su kaynatıcısının sesini duyunca perdeyi çekip mutfağa gitti. Sıcak suyu kupasına boşalttı. Kahveyi ekleyip karıştırdı. "
Bu böyle gider. Ama bir süre sonra tarzına oldukça alıştım. Hatta sonradan hoşuma bile gitti.
Eğer indirimden vs. temin ettiyseniz okunabilir bir kitap olduğunu düşünüyorum, yeni bir tarz okumuş ve yeni bir yazarla tanışmış olursunuz. Şahsen indirim dışında büyük bir istek ve hevesle almış olsaydım hayal kırıklığına uğrardım. Ama bu şekilde okumuş olduğum için memnunum.